Diyalektiğin Diyalektiğinin Çözümünde Küresel Ekonomi Politiğin Eleştirisi


Arş. Gör. Dr. Sercan Semih Akutay

Tez Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler, Türkiye

Tez Danışmanı: Prof. Dr. Davut Ateş

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Desteklendiği Program: Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP)

Özet:

Çağlar boyunca hemen her egemen güç, mevcut düzeni; dolayısıyla da kendi egemenliğini "tarihin sonu" olarak ilan etme arayışı içerisinde olmuştur. Ancak maddi-tarihsel akışın biriktirdikleri açıkça göstermektedir ki oluşsal gerçeklik, lineer bir düzlemde belirli bir sona doğru değil; helezonik bir temelde mutlak bir sonsuzluğa doğru devinmektedir. Üstelik bu devinim, tarihin öznesi olan halk yığınlarının, tarihin sonu sanrısı nedeniyle bizzat kendi eylemliliğine yabancılaştığı koşullarda gerçekleşmektedir. Antikite uygarlıklarından yakın tarihin sarsılmaz imparatorluklarına ve/veya ilkel toplulukların tapınak ekonomilerinden feodal aristokrasinin tekelci toprak rantına varıncaya değin tarihe karışmış her bir düzenin ve odağındaki egemen gücün akıbetinin çarpıcı birer örnek olduğu bu durum, oluşsal gerçekliğin içine yol aldığı helezonik sonsuzluğun, kendi bağlamının ötesinde bir yasa ile bağlı olduğunu göstermektedir. "Değişimin değişmezliği" gibi hem sonsuzluğu hem de sonsuzluk içerisindeki eylemli devinselliği betimleme gücüne sahip bir motto üzerinden bilinen bu yasa, diyalektikten başkası değildir. Sonsuzluk ve sonsuzluğun içerisindeki eylemli devinsellik, bir yasa ile bağlanınca belirsizlik, sonsuzluğun getirisi olmaktan çıkar ve böylece (geleceği de kapsayan derinliğiyle) tarih, bilimsel bir çerçeve içerisinde çözümlenebilir/kestirilebilir hale gelir. Hal böyle olunca diyalektik, evrenin evrensel yasası olmanın yanı sıra; gerek oluşsal gerçekliğin bilgisindeki değişimi belletecek gerekse eylemi bilgideki değişime uygun olarak yeniden ölçekleyecek (forme edecek) bir meta-tema olma durumuna doğru genişler. Evrenin evrensel yasasının devinsel sonucu olarak görünen değişim, varoluşsal temelde bir çelişki ve bu çelişkinin eleştirisi üzerine pratize olur. Bu bağlamda tarihsel olanın itici gücünün eleştiri olduğunu ve dahası; diyalektiğin de özsel dinamikleri itibariyle bütün bir oluşun eleştirisi olduğunu söylemek mümkündür. Bu şartlarda; en küçük yapı taşından en girift ilişkiler ağına varıncaya değin sosyal oluşun bütününü kuşatan küresel ekonomi politiğin eleştirisi, temelde; kendisini tarihin sonuna yazgılayan bir düzenin (ve dolayısıyla bu düzenin egemenlerinin) tarihsel-bilimsel çözümlemesidir. Bu uğurda; çalışma, küresel ekonomi politiğin temelindeki özel mülkiyeti ve özel mülkiyete bağlı sınıf ilişkilerini, mevcut düzeninin değişimini tetikleyecek tarihsel bir çelişki olarak görmektedir. Çelişki ve çelişkinin eleştirisi noktasında çalışma, Karl Marx'ın ekonomi politik eleştirisi ile tam bir uyum içinde olsa da nihai eriminde değişimi, sınıflı toplumun tarihinin sonundan toplumun tarihinin sonuna taşıyarak Marx'ın çözümlemesine karşı olumlayıcı bir olumsuzlama geliştirmektedir. Küresel ekonomi politiğin pratize olduğu sivil toplumun özgün dinamikleri ile üretim biçimi ve ilişkilerindeki değişim, çalışmaya özgünlük kazandıran ve diyalektiğin bilim değerine katkı sunması umulan bu olumlayıcı olumsuzlamanın ana payandalarıdır.