ARBUSKÜLER MİKORİZAL FUNGUS (AMF) VE STRİGOLAKTON UYGULAMALARININ BUĞDAYDA KÖK VE KÖK BOĞAZI ÇÜRÜKLÜĞÜ HASTALIĞI (Fusarium culmorum (W.G. SMITH) SACCARDO)’NA KARŞI ETKİLERİ
Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: Semra Demir
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Desteklendiği Program: Diğer
Özet:
Dünya genelinde önemli bir tarım ürünü olan buğday, kök ve kök boğazı
çürüklüğü (FRR) ile Fusarium başak yanıklığına (FHB) neden olan Fusarium culmorum (FC) gibi fungal
patojenlerin tehdidi altındadır. Bu çalışma, FC’nin neden olduğu FRR’ye karşı
buğday bitkilerinde Strigolaktonun (SL) sentetik analoğu rac-GR24 ve arbusküler
mikorizal fungus (Funneliformis mosseae,
AMF) uygulamalarının bitki gelişimi, fizyolojik tepkiler, hastalığa karşı
moleküler düzeyde dayanıklık geliştirme ve toprak sağlığı üzerindeki etkilerini
araştırmaktadır.
Çalışmada, FC’ye hassas “Esperia” ve dayanıklı “Demir 2000” buğday
çeşitleri kullanılmıştır. Çalışmanın ön deneme aşamasında, AMF ile sinerjik
etkiyi artıran en uygun SL konsantrasyonu (0, 1, 5, 10, 15 ve 20 µM) ve
uygulama şekli (rizosferden ve yeşil aksamdan) belirlenmiştir. Bitki
morfolojisi, klorofil, fosfor içeriği ve mikorizal simbiyoz dahil 72 parametre
üzerinden yapılan analizler sonucunda, en etkili konsantrasyonun “15 µM” ve
uygulama şeklinin “rizosferden” yapılması olduğu ortaya konmuştur. Ana denemede,
AMF ve SL uygulamalarının FC’ye karşı hassas ve dayanıklı buğday çeşitlerinde
bitki gelişimi ve savunma mekanizmaları üzerindeki etkileri
detaylandırılmıştır. SL ve AMF'nin sinerjik etkileri, bitki morfolojisi,
klorofil içeriği, biyokimyasal aktiviteler ve fosfor alımı gibi parametrelerde
anlamlı iyileşmeler sağlamış, bu durum bitki sağlığını ve büyümesini
desteklemiştir. Özellikle hassas çeşit Esperia’da toplam fenolik içeriği, antioksidan
aktivitesi ve prolin seviyelerinde dengeli bir artış sağlanarak hastalık
stresine karşı savunma kapasitesi güçlendirilmiştir.
Moleküler düzeyde yapılan analizler, AMF ve SL’nin birlikte uygulanmasının
bitki gelişim genleri (Rubisco, TEF)
ve savunma genleri (PAL, PR2, PR3, PR4)
üzerinde belirgin etkiler yarattığını ortaya koymuştur. PAL ve PR3/PR4 genlerinin
ekspresyonu artarken, PR2 geni
baskılanmış ve bu durum bitkinin belirli yolaklarını destekleyen bir savunma
stratejisi ile hastalığa karşı dayanıklılığı artırmasını sağlamıştır. Toprak
sağlığı açısından ise AMF ve SL uygulamalarının topraktaki enzim aktivitelerini
(katalaz, üreaz, dehidrogenaz) ve glomalin üretimini artırarak mikrobiyal
topluluğu güçlendirdiği ve organik madde döngüsünü iyileştirdiği
belirlenmiştir. Bu bulgular, SL ve AMF uygulamalarının kimyasal gübre ve
pestisitlere olan bağımlılığı azaltma ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını
teşvik etme potansiyelinin altını çizmektedir.