Farklı pozisyonlarda tiroidektomi uygulanan hastalarda serebral oksijenasyondaki değişiklikler ve bulantı-kusma üzerine etkilerinin karşılaştırılması
Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: Uğur Göktaş
Tezin Onay Tarihi: 2009
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
Bu çalışmada
tiroidektomi uygulanan hastalarda serebral oksijenasyonu monitorize ederek,
supin ve yarı oturur pozisyonun serebral oksijenasyona etkileri ve serebral
oksijen satürasyondaki değişikliklerle
postoperatif bulantı kusma arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır.
Çalışmaya
27-60 yaş arasında, ASA fiziksel statüsü I-II olan 40 hasta (7 erkek, 33 kadın)
alındı ve hastalar randomize olarak 2 gruba ayrıldılar. Tüm hastalara standart
olarak anestezi indüksiyonu fentanil, tiyopental ve vekuronyum ile sağlandıktan
sonra, hastalar endotrakeal tüple entübe edildiler ve idamede ise desfluran ve
nitrözoksit/oksijen karışımı kullanıldı.
Her iki
gruptaki hastalarda serebral oksijen monitorizasyonu Invos SOMANETICS Cerebral
Oximeter ile yapıldıktan sonra, birinci gruptaki hastalara 45º’lik yarı oturur
pozisyon, ikinci gruptaki hastalara ise supin pozisyon verildi. Her iki grupta
da boyun hafif ekstansiyonda olacak şekilde pozisyon verildi.
Her iki
grupta indüksiyon öncesi ve sonrası ile operasyonun bitimine kadar 5 dakika
aralıklarla ve ani değişiklikler olduğunda tüm hemodinamik ölçümlerle beraber
sürekli serebral oksijen satürasyonu ölçümü yapılarak veriler kaydedildi. İndüksiyon
öncesi ölçülen değerler baseline değer değerleri olarak kabul edildi.
Operasyonun bitiminden sonraki 2 saat süresince de hastalar postoperatif
bulantı kusma bakımından takip edildiler.
Her iki grup
SpO2, etCO2, sol ve sağ rSO2 değerleri açısından karşılaştırıldığında
istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. KAH da grup 1 de 5, 40 ve 80.
dk. larda anlamlı derecede artış saptandı. SKB grup 1 de 40. dk anlamlı
derecede yüksek bulundu. DKB karşılaştırıldığında grup 1 de indüksiyon sonrası
1, 5, 25, 40, 45, 50, 60, 65 ve 80. dk da anlamlı derecede yüksek bulundu. OKB
grup 1 de 25, 40, 50, 60 ve 65. dk da anlamlı derecede yüksek bulundu.
Hemodinamik
açıdan gruplar karşılaştırıldığında, sistolik, diastolik ve ortalama kan
basıncı değerleriyle beraber kalp hızının preoperatif değerlere göre grup 2’de
grup 1’e göre daha fazla düştüğü, ancak bu azalmaların preoperatif değerlerin
%20’si dışına çıkmadığı gözlendi. Periferik oksijen satürasyonu ve end-tidal
karbondioksit değerlerinde ise istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik
saptanmadı. Serebral oksijen satürasyonu değerleri indüksiyon öncesi
değerlerine göre grup 1’de 1, 5 ve 10. dakikalarda artarken, 95. dakikada
düştü. Grup 2’de ise serebral oksijen satürasyonu 1 ve 5. dakikalarda artarken,
35-40.dakikalarda azaldı. Ancak her iki grupta da rSO2 değerlerinde, baseline
rSO2 değerlerin %20’sinden fazla bir düşüş gözlenmedi. Postoperatif
bulantı-kusma açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark
bulunmadı.
Bu sonuçlara
göre, tiroidektomi uygulanan hastalarda hem supin hem de yarı oturur pozisyonda
serebral oksijen satürasyonu bakımından belirgin bir farklılık bulunmamaktadır.
Oturur pozisyonda uygulanan tiroidektomilerde ortalama kan basıncının supin
pozisyona göre daha stabil seyretmesine rağmen hemodinamik açıdan her iki
pozisyon da iyi tolere edilmektedir. Serebral oksijen satürasyonu ile POBK
arasında bir korelasyon bulunmadığını saptadık.
Sonuç olarak verilen cerrahi pozisyonların yarattığı
kardiyovasküler değişikliklerin, serebral otoregülasyon sınırları içerisinde
kaldığı, rSO2 deki değişimlerin kişiye
özel olmakla beraber hemodinamik değişikliklerle de paralellik gösterdiği, postoperatif
bulantı-kusmanın serebral oksijen satürasyonu ile ilişkisinin olmadığı
kanaatine varıldı. Bu konuda daha fazla
olgu üzerinde ileri çalışmalara gereksinim olduğunu düşünmekteyiz.
Anahtar kelimeler:
Tiroidektomi, pozisyon, genel anestezi, serebral oksijen satürasyonu,
postoperatif bulantı ve kusma.
Çalışmaya
27-60 yaş arasında, ASA fiziksel statüsü I-II olan 40 hasta (7 erkek, 33 kadın)
alındı ve hastalar randomize olarak 2 gruba ayrıldılar. Tüm hastalara standart
olarak anestezi indüksiyonu fentanil, tiyopental ve vekuronyum ile sağlandıktan
sonra, hastalar endotrakeal tüple entübe edildiler ve idamede ise desfluran ve
nitrözoksit/oksijen karışımı kullanıldı.
Her iki
gruptaki hastalarda serebral oksijen monitorizasyonu Invos SOMANETICS Cerebral
Oximeter ile yapıldıktan sonra, birinci gruptaki hastalara 45º’lik yarı oturur
pozisyon, ikinci gruptaki hastalara ise supin pozisyon verildi. Her iki grupta
da boyun hafif ekstansiyonda olacak şekilde pozisyon verildi.
Her iki
grupta indüksiyon öncesi ve sonrası ile operasyonun bitimine kadar 5 dakika
aralıklarla ve ani değişiklikler olduğunda tüm hemodinamik ölçümlerle beraber
sürekli serebral oksijen satürasyonu ölçümü yapılarak veriler kaydedildi. İndüksiyon
öncesi ölçülen değerler baseline değer değerleri olarak kabul edildi.
Operasyonun bitiminden sonraki 2 saat süresince de hastalar postoperatif
bulantı kusma bakımından takip edildiler.
Her iki grup
SpO2, etCO2, sol ve sağ rSO2 değerleri açısından karşılaştırıldığında
istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. KAH da grup 1 de 5, 40 ve 80.
dk. larda anlamlı derecede artış saptandı. SKB grup 1 de 40. dk anlamlı
derecede yüksek bulundu. DKB karşılaştırıldığında grup 1 de indüksiyon sonrası
1, 5, 25, 40, 45, 50, 60, 65 ve 80. dk da anlamlı derecede yüksek bulundu. OKB
grup 1 de 25, 40, 50, 60 ve 65. dk da anlamlı derecede yüksek bulundu.
Hemodinamik
açıdan gruplar karşılaştırıldığında, sistolik, diastolik ve ortalama kan
basıncı değerleriyle beraber kalp hızının preoperatif değerlere göre grup 2’de
grup 1’e göre daha fazla düştüğü, ancak bu azalmaların preoperatif değerlerin
%20’si dışına çıkmadığı gözlendi. Periferik oksijen satürasyonu ve end-tidal
karbondioksit değerlerinde ise istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik
saptanmadı. Serebral oksijen satürasyonu değerleri indüksiyon öncesi
değerlerine göre grup 1’de 1, 5 ve 10. dakikalarda artarken, 95. dakikada
düştü. Grup 2’de ise serebral oksijen satürasyonu 1 ve 5. dakikalarda artarken,
35-40.dakikalarda azaldı. Ancak her iki grupta da rSO2 değerlerinde, baseline
rSO2 değerlerin %20’sinden fazla bir düşüş gözlenmedi. Postoperatif
bulantı-kusma açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark
bulunmadı.
Bu sonuçlara
göre, tiroidektomi uygulanan hastalarda hem supin hem de yarı oturur pozisyonda
serebral oksijen satürasyonu bakımından belirgin bir farklılık bulunmamaktadır.
Oturur pozisyonda uygulanan tiroidektomilerde ortalama kan basıncının supin
pozisyona göre daha stabil seyretmesine rağmen hemodinamik açıdan her iki
pozisyon da iyi tolere edilmektedir. Serebral oksijen satürasyonu ile POBK
arasında bir korelasyon bulunmadığını saptadık.
Sonuç olarak verilen cerrahi pozisyonların yarattığı
kardiyovasküler değişikliklerin, serebral otoregülasyon sınırları içerisinde
kaldığı, rSO2 deki değişimlerin kişiye
özel olmakla beraber hemodinamik değişikliklerle de paralellik gösterdiği, postoperatif
bulantı-kusmanın serebral oksijen satürasyonu ile ilişkisinin olmadığı
kanaatine varıldı. Bu konuda daha fazla
olgu üzerinde ileri çalışmalara gereksinim olduğunu düşünmekteyiz.
Anahtar kelimeler: Tiroidektomi, pozisyon, genel anestezi, serebral oksijen satürasyonu, postoperatif bulantı ve kusma.
ALTERATIONS IN CEREBRAL OXYGEN SATURATION IN
PATIENTS UNDERGOING THYROIDECTOMY IN SUPINE AND SEMI-SITTING POSITIONS AND
COMPARISON OF THEIR EFFECTS ON POSTOPERATIVE NAUSEA AND VOMITING.
The aim of
this study was to evaluate monitorization of cerebral oxygen saturation and
investigate the relationship between position changes and cerebral oxygen
saturation and the effects of cerebral oxygen saturation changes on the
postoperative nausea and vomiting in patients undergoing elective thyroidectomy
in semi-sitting or supine positions.
33 female
and 7 male ASA physical status I-II patients, aged between 27-60 years were
included in the study and randomly assigned in two groups. Anesthesia was
induced with fentanil, thiopenthal and vecuronium and maintained with
desflurane in a mixture of oxygen/nitrous oxide after all the patients were
intubated. After serebral oxygen saturation monitorization with Invos
SOMANETICS Cerebral Oximeter, the patients of group 1 (n=20) were positioned in
45º semi-sitting position and the patients of group 2 (n=20) were positioned
supine with the slightly extension of the head.
All
hemodynamic parameters and cerebral oxygen saturation levels were continuously
monitorized and recorded before the induction of anesthesia, in emergence
situations and with 5- minutes intervals throughout the study period. After the
operation, the patients were followed 2 hours for postoperative nausea and
vomiting.
SpO2, etCO2,
left and right rSO2 levels were not statistically different between groups.
Heart rates were significantly increased at 5., 40. and 80. minutes, SBP at 40.
minutes, DBP at 1., 5., 25., 40., 45., 50., 60., 65., 80.minutes and MAP 25.,
40., 50., 60. and 65. minutes in group 1.
When
comparing hemodynamic parameters, it was found that systolic, diastolic and
mean arterial pressure levels and heart rates were more reduced in group 2 than
in group1, but these changes were not exceed 20% of preinduction levels.
Peripheral oxygen saturation and end tidal CO2 levels were not significantly
different. Cerebral oxygen saturations were increased at 1., 5. and 10. minutes
and reduced at 95. minutes in group 1 and increased at 1. and 5. minutes and in
group 2, those were reduced at. 35. and 40.minutes compared to preinduction
levels. But these decrements were not exceeding 20% of baseline rSO2 levels.
Postoperative nausea and vomiting rates were about 65%-75% in both groups and
these were not statistically significant.
We have
observed that supine or semi-sitting positions used for thyroid surgery do not
have any significant effect on cerebral oxygen saturation and both positions
were found hemodinamically well tolerated.
As a result,
it was concluded that cardiovascular changes induced by surgical positions were
within cerebral auto regulation limits, the changes of rSO2 are affected by
personal characteristics but show parallelism with hemodynamic changes.
Postoperative nausea and vomiting has no relationship with cerebral oxygen
saturation. We think that further studies may be necessary.
Keywords :
Thyroidectomy, position, general anesthesia, cerebral oxygen saturation,
postoperative nausea and vomiting.