SAĞLIK HİZMETLERİNDE İYONLAŞTIRICI RADYASYON RİSKİNE MARUZ KALAN PERSONELİN İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ DEĞERLENDİRMESİ VE ANALİZİ


Öğr. Gör. Dr. Emel Pişken

Tez Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Van Güvenlik Meslek Yüksekokulu, Mülkiyet Koruma Ve Güvenlik, Türkiye

Tez Danışmanı: Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Şimşek

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Desteklendiği Program: Diğer

Özet:

Bu araştırma, sağlık hizmetlerinde iyonlaştırıcı radyasyon riskine maruz kalan personelin İSG uygulamaları kapsamındaki farkındalık, risk algısı ve performans düzeylerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini Türkiye’nin Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yer alan Van, Bitlis, Hakkari, Muş, Erzurum, Batman, Diyarbakır, Bingöl, Malatya, Elazığ ve Ağrı illerinde faaliyet gösteren kamu ve özel sağlık kurumlarında görev yapan, radyoloji, nükleer tıp, radyoterapi, diş hekimliği, anjiyografi ve benzeri birimlerde iyonlaştırıcı radyasyon kaynaklarıyla çalışan sağlık personeli oluşturmaktadır. Çalışma, hem örneklem büyüklüğü (n = 700) hem de bölgesel çeşitliliği açısından Türkiye’de radyasyon güvenliği üzerine yapılan en kapsamlı saha araştırmalarından biri olma niteliğini taşımaktadır. Veriler, “Radyasyon Risk Algısı Ölçeği” ve “İş Sağlığı ve Güvenliği Uygulamaları Performans Ölçeği” kullanılarak elde edilmiş; analizler SPSS 26 ve AMOS programları aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Ölçeklerin yapı geçerliliği ve güvenilirliği yüksek bulunmuş; İş Sağlığı ve Güvenliği Uygulamaları Performans Ölçeği’nin Cronbach’s Alpha katsayısı 0.945 olarak hesaplanmıştır. KMO (0.790) ve Bartlett testi (χ² = 8462.063; p < 0.05) sonuçları, verilerin faktör analizine uygun olduğunu doğrulamıştır.

Analiz sonuçlarına göre, sağlık çalışanlarının radyasyon risk algısı ile iş sağlığı ve güvenliği performansları arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (r = 0.45-0.50, p < 0.01). Regresyon analizi bulguları, radyasyon risk algısının iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının tüm alt boyutlarını anlamlı biçimde yordadığını göstermiştir (p < 0.05). Etki büyüklükleri incelendiğinde, radyasyon risk algısının özellikle farkındalık ve bilinç düzeyi (β = 0.715; R2 = 0.753) ile yönetsel önlem ve tedbirler (β = 0.683; R2 = 0.732) üzerinde daha güçlü yordayıcı bir etkisi olduğu görülmüştür. Eğitim uygulamaları, çalışma kriterlerine uyum ve yönetim–çalışan iş birliği boyutlarında da anlamlı ve pozitif etkiler tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, çalışanların radyasyon riskine ilişkin algıları yükseldikçe iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına yönelik katılım, farkındalık, uyum ve iş birliğinin arttığını ortaya

iv

koymaktadır. Katılımcıların %53,1’inin radyasyon güvenliği eğitimi almadığı, %95.6’sının ise kurumlarında radyasyon güvenliği komitesinin varlığından haberdar olmadığı belirlenmiştir. Bu bulgular, kurumsal iletişim ve eğitim süreçlerindeki eksiklikleri ortaya koymaktadır. Öte yandan, katılımcıların yarısından fazlası (%59.3) özel havalandırma sistemi bulunan birimlerde çalıştığını ve %49.1’inin cihaz kalibrasyonlarının düzenli olarak yapıldığını ifade etmiştir. Demografik analiz sonuçlarına göre, kadın çalışanlar ve 28-37 yaş aralığındaki bireyler ile çocuk sahibi ve daha yüksek gelir düzeyine sahip çalışanların İSG farkındalık düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Mesleki değişkenler açısından ise, röntgen teknisyenleri ve nükleer tıp çalışanlarının radyasyon risk algısının ve güvenlik uygulamalarına katılım düzeylerinin diğer gruplara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.