https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorguSonucYeni.jsp ayrımcılık olarak ifade edilen ırkçılık olgusu, kölelik dönemin bir
uzantısı olarak varlığını günümüzde de devam ettirmektedir. Bilindiği üzere uzunca
bir süre devam eden mücadelelerin sonucunda kölelilik 1865 yılında kaldırılır. Anca
k
köleliğin kaldırılması bu mücadelelerin bitmesini sağlayamadığı gibi daha yoğun
mücadelelerin başlamasına neden olur. Zira siyahların elde ettikleri kanuni hakları
uygulama alanına taşımak; beyazların ise kölelik dönemine benzer durumu korumak
için verdi
kleri mücadeleler, çatışma ve şiddete varacak kadar yoğunlaşır.
Her değişimin bir başka değişime yol açtığı bilinen bir gerçektir. Bu
bağlamda köleliğin kaldırılması, kölelerini kaybetmek istemeyen beyazlarla
kölelikten kurtulan siyahların mücadelesini ba
şlatır. Üstelik beyazların uyguladığı
fiziki kölelik şekil değiştirerek ırkçılık adı altında farklı uygulamalarla tekrar ortaya
çıkar. Köleliğin bu dönüşümüne karşılık siyahlar da mücadelelerini sosyal, kültürel
ve sanat alanındaki başkaldırılarla sürdürme
yolunu seçerler. Önce müzik, sanat ve
edebiyatla başlayan bu başkaldırılar sonraki dönemlerde yerini şiddet, yıkım ve
acıların yaşandığı isyanlara bırakır. İşte bu dönem, dünya üzerinde pek çok
gelişmenin olduğu renk, dil, din, kültür ve cinsiyet ayrımlar
ının mücadelesinin çeşitli
şekillerde verildiği bir dönemdir.
Bu dönemde yaşanan acılara tanıklık eden ve bu dönemde yaşanan
gelişmelerden büyük oranda beslenen Lorraine Hansberry, zenci ve kadın bir yazar
olarak 1950’lerin Afro
-
Amerikan edebiyatının önem
li isimlerindendir. Hansberry’nin
bu yıllarda kaleme aldığı ve birçok ödül almasını sağlayan
A Raisin
gerek
Broadway’de tümüyle zenciler tarafından sahnelenen ilk zenci oyunu olması gerekse
de 1950’lerin ırkçılığının yansımalarının büyük bir başarı ile tas
vir edilmesi
açısından tarihi bir değer taşımaktadır.
Bu çalışmada asıl amaç, ırkçılık denildiğinde akla ilk gelen siyah beyaz
meselesinin olgucu bir yaklaşımla incelenmesidir. Bu bağlamda öncelikle ırkçılık
olgusunun ortaya çıkışı ve sebepleri üzerinde du
rulacak daha sonra da ırkçılığın
kaldırılmasına yönelik mücadelelere edebiyat alanında yaşananlardan hareketle ışık
tutulacaktır. Bu yaklaşımın objesi olarak da 1950’li yıllarda Afro
-
Amerikan