Mimarlık ve Sinema İlişkisi Bağlamında Kent ve Beden İlişkisinin Sinematografi Üzerinden Okunması


Arş. Gör. Abdullah Yücel

Tez Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Yıldız Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü, Türkiye

Tez Danışmanı: Hikmet Selim Ökem

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Her türlü deneyimin özünü oluşturan özne konumundaki beden, fiziksel ve zihinsel yapı bütünlüğüne sahip bir varlıktır. Bedenin bu kompleks yapısı, fiziksel ve zihinsel olarak gerçekleşen mekan deneyimlerini de birbiriyle ilişkili kılmaktadır. Bu bağlamda tez, gerçek hayatta bedenin mekan ile etkileşimiyle oluşan bilincin, farklı bir mekan, olay, zamanda gerçekleşen sinemasal mekan deneyimine etkisini incelemektedir. Çeşitli fenomenlerin dünyası olan kentsel mekanın görme duyusu üzerinden algılanabilmesi için iki boyutlu, geleneksel temsil araçlarıyla aktarımının yetersiz olduğu ifade edilmiştir. Sinemayı fenomenolojik bir temsil aracı olarak değerlendiren bu çalışma, mekanın sinematografik temsili bağlamında bedenin kentsel mekan deneyimini konu edinmektedir. Geçmişten bugüne bedenin kentsel mekan ile etkileşiminin hareketsizlik ve dokunamama yönünde bir değişim içinde olduğu görülür. Gerçek hayatta fiziksel olarak deneyimlenemeyen mekan, zihinsel anlamda da bir yaşantı oluşturamaz. Bu durum beraberinde mekanın algılanamamasına neden olur. Hareketli ve tensel etkileşimden uzak, görme odaklı gelişen beden-mekan etkileşimi, mekanın tam anlamıyla algılanabilmesini engelleyebilmektedir. Bu bağlamda çalışmanın hipotezi, izlenen bir mekanın algılanabilmesi için öncelikli olarak bedenin hareketli ve dokunarak gerçek mekana dair yaşantı oluşturması gerektiğidir. Görme duyusunda dokunsal bir bileşenin var olduğu savı üzerinden, gündelik hayatta deneyime olanak tanıyan mekanların sinemada ‘olduğu gibi’ kayda alınarak seyirciyle özdeşleşebileceği varsayımında bulunulmuştur. Kentsel ve sinemasal mekan deneyiminin birlikte ele alındığı çalışmada, sinemada ideal bir zihinsel deneyim için bedenin gerçek hayatta mekanı yaşaması gerektiği vurgulanmıştır. Sinema ve mimarlık disiplinlerinin barındırdığı potansiyelleri eserlerine yansıtan mimar Bernard Tschumi ve yönetmen Dziga Vertov, eserleriyle birlikte çalışmanın örnek alanını oluşturmuştur. Mimari bir projenin ya da sinema filminin anlam ve değerinin analizi tartışmalı olabileceği düşüncesiyle yapılan incelemeler yorumlanarak değerlendirilmiştir. Tschumi ve Vertov’un eserlerini oluştururken sinema ve mimarlık disiplinlerinin yöntem ve tekniklerini harmanlayarak kullanması, fiziksel ve zihinsel mekan deneyiminin ilişkisel birlikteliğini ispatlar niteliktedir. Yapılan incelemeler sonucunda gerçek hayatta dokunabilerek ve hareketli eylemlerle elde edilen yaşantıların, etkin bir zihinsel mekan deneyiminin gerçekleşmesinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.