Kurucu Paradigmanın İnhilalinde Türk Dış Politikasının Reformist Strateji ve Parametre Arayışları
Tez Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler, Türkiye
Tez Danışmanı: Prof. Dr. Davut Ateş
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: Türkçe
Desteklendiği Program: Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP)
Özet:
Cumhuriyet Türkiye'sine dair siyasi ve sosyal alan kurucu paradigma olarak kavramsallaştırılan Kemalizm'in belirleyiciliği altında şekillenmiştir. İnşa ettiği hegemonya sayesinde tüm değişkenlerini yeni model içinde keskin birer sabit haline getiren kurucu paradigma, yeni modele zıt düşen tüm dinamikleri ve alternatifleri sistem dışına iterek bölünmüş bir imajın ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Paradigma ile devlet içindeki işlevsel uzuvlarının konumlandığı merkeze karşın tamamı sosyal taban üzerinde kümelenen ve temel endeksleri dini referanslar olan dinamikler ise çevre olarak konumlandırılmıştır. AK Parti, merkez ile çevre arasındaki çatışma halinin tüm tecrübelerine haiz bir çevre partisi olarak kurulmuştur. Bu bağlamda bir çevre konforu yakalayabilmek adına dönüşümün kaçınılmaz olduğunun bilincindedir. İçselleştirdiği siyasi öğrenmişlik sayesinde kendinden önceki çevre girişimlerinin büyük kısmından farklı olarak merkez karşıtı bir imaj içine girmek yerine merkez ile çevre arasında uyum yakalamaya çalışan bir eylemsellik geliştirmiştir. Çevre konforunu kurumsal güvence altına alacak dönüşümü ise Türkiye'nin mevcut iç ve dış dengelerini gözeten bir tavır ile merkez endekslerine sadık bir tahayyül içinde gerçekleştirmiştir. Paradigmanın inhilaline denk düşen ve helezonik bir seyir içinde ilerleyen dönüşüm, AB özelindeki dış politika gündeminden ivme kazanmış ve iç organizasyonda hissedilir hale geldikten hemen sonra döngüsel bir biçimde tekrar dış politika kurgusunu etkisi altına almıştır. Türk dış politikasının karakter klişelerini sarsan ve yeni paradigmanın ekseni olarak tanımlanan merkez ülke tasavvuru, uluslararası konjonktürün de etkisi sonucu pratikte Ortadoğu'nun merkezi olarak karşılık bulmuştur. Böylelikle paradigma üzerinde iki yönlü etki sahibi inhilal ile birlikte Türkiye, dahiliyede Avrupalılaşarak İslamlaşan; hariciyede ise İslamlaşarak Ortadoğu'nun merkezi olmayı arzulayan bir form sahibi olmuştur.