Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Coğrafya (Dr), Türkiye
Tez Danışmanı: Orhan Deniz
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:
Antropojenik iklim değişikliğinin neden olduğu olaylar günümüz dünyasının en önemli tartışma konuları arasındadır. Etkileri, her geçen gün çok daha yoğun ve şiddetli bir biçimde tüm dünyada hissedilmeye başlandı. İklim ve hava ile ilişkili afetlerden dolayı her yıl binlerce insan yaşamını yitirirken, milyonlarcası yerinden olmakta ve milyarca dolarlık hasarlar meydana gelmektedir. İklim değişikliğinin gerek doğrudan gerekse de dolaylı yoldan neden olduğu en önemli olaylardan biri de birtakım göçlere yol açtığı gerçeğidir. Bugün iklimle ilişkili olaylardan ötürü yerinden olan insan sayısı farklı karakterdeki olayların neden olduğu tüm göçlerden daha büyüktür. Güncel veriler bu göçlerin artan bir şekilde devam edebileceğini gösteriyor. Çok güncel bir konu olması sebebiyle henüz yerleşik, sınanabilir ve güçlü ampirik bulgulara dayalı bir literatür oluşmamıştır. Konuyla ilgili uluslararası literatür özelikle 2000'lerden sonra gelişim gösterirken, Türkiye boyutunda iklimsel göçe dair henüz bir tartışma alanı bile açılmış değildir. Halbuki Türkiye iklim değişikliği bağlamında dünyanın en riskli yerleri arasında gösterilmektedir. Türkiye gerek bulunduğu konum itibariyle gerekse de iç yapısal özellikleri itibariyle iklimsel göç olayından ziyadesiyle etkilenebilecek ülkeler arasındadır. Bu çalışmanın temel amacı iklimsel göç olayına dair hem küresel ölçekte hem de Türkiye boyutunda çok kapsamlı ve bütünlüklü bir fotoğraf ortaya koymaktır. Uluslararası veri tabanlarından (EM-DAT, IDMC vb.) ve ulusal kurumlardan (MGM, OGM vb.) temin edilen birtakım istatistiki veriler aracılığıyla ve yine Türkiye'nin birçok yerinde (15 ilde) ve farklı gruplarla (çiftçiler, köylüler, ziraat mühendisleri, ilgili kurum temsilcileri) yapılan görüşmeler yoluyla iklimsel afet ve göçlerin bir röntgeni çıkarıldı. Veriler, mekânsal ve betimsel analiz tekniklerine imkân tanıyan CBS ve MAXQDA gibi programlarda işlenerek görselleştirildi. Bulgular, iklimsel afet ve göç riski bağlamında dünyada ön plana çıkan üç bölgeden en kötüsünün Güneydoğu Asya, diğer iki bölgenin sırasıyla Orta Afrika ve Orta Amerika olduğunu göstermektedir. Türkiye boyutunda ise iklimle ilişkili afetlerde anlamlı bir artışın tespit edildiği ve buna bağlı olarak etkilenmenin fazla olduğu; tüm iklimsel afetler içinde özellikle kuraklık ve onunla ilintili olayların göç hareketleri üzerinde belirleyici etkisinin olduğu söylenebilir. Bölgesel düzeyde bakıldığında kurak ve yarı kurak iklim koşullarının varlık gösterdiği özellikle kuru tarım faaliyetlerinin yoğun olarak yapıldığı ağırlıklı olarak Doğu ve Güneydoğu bölgeleri ve daha az yoğunlukta İç Anadolu ile birlikte diğer bölgelerin kırsal yerlerinin göçün kaynak merkezleri, buna karşın iş imkanlarının nispeten daha iyi olduğu batıdaki büyük kentlerin, sulamalı tarım olanaklarının geliştiği kırsal/kentsel özellikteki yerlerin ve kıyı bölgelerinin göçün hedef mekanları olacağı düşünülmektedir. Çalışma hem küresel ölçekte hem de Türkiye boyutunda iklim değişikliği ile mücadelede ve iklimsel göçün yönetişimi konularında politika yapıcılara öneriler sunmaktadır.