Bir Sosyolojik Tip Olarak Köroğlu'nun Halk Edebiyatı Türlerine Yansıması


Creative Commons License

Bazancir R.

in: Sosyal, Beşeri ve İdari Bilimlerde Güncel Tartışmalar 2, Prof. Dr. Sinan Sönmez,Dr. Özgür Işık, Editor, Duvar Yayınları, İzmir, pp.633-651, 2022

  • Publication Type: Book Chapter / Chapter Research Book
  • Publication Date: 2022
  • Publisher: Duvar Yayınları
  • City: İzmir
  • Page Numbers: pp.633-651
  • Editors: Prof. Dr. Sinan Sönmez,Dr. Özgür Işık, Editor
  • Van Yüzüncü Yıl University Affiliated: Yes

Abstract

“Köroğlu” adı; halk hikayelerine, destanlara, masallara, efsanelere ve farklı
disiplinlerdeki birçok içerik için araştırma konusu olmuştur. Köroğlu adına
anlatılan halk hikayesi ve destanlar yalnızca hayat bulduğu coğrafya olan
Anadolu sahasında değil dünyanın birçok ülkesinde çeşitli konu muhtevaları ve
varyantlarla yeniden oluşturulmuştur. Köroğlu adına anlatılan destansı
kahramanlıklar o kadar nam salmıştır ki, toplum kendisini sahiplenmiş ve
geçmişten günümüze dek farklı kollarda rivayetleri anlatılagelmiştir.
Türk halkı Köroğlu adı etrafında oluşan sözlü anlatıma, hikâye veya kol
demektedir. Bu hikayelerde kavga, savaş ve mücadele baskın bir nakış olduğu
için ona destan da denilebilir. Fakat yapılan çalışmalar göz önünde tutulacak
olursa, daha fazla benimsenmiş “Köroğlu Hikayeleri” adı tarafımızca
kullanılacaktır.
Kültür tarihimizde Köroğlu adı etrafında bir hikayeler zinciri oluşmuştur.
(Başgöz s. 62)’ün ifadesine göre, hikayeci Âşıkların söylediği bu zincire bağlı
hikayelerin sayısı geçmişte 366 civarındaymış. Bu hikayelerin her birine anlatıcı
Aşıklarımız “Köroğlu’nun Bolu Beyi kolu” gibi “kol” adını vermektedir. Bu
kollardan 1930’lardan beri ancak 40 kadarı derlenebilmiştir. Bu kolların ortak
yanı, her birinde ya Köroğlu’nun veya onun etrafındaki delilerden (yiğitlerden)
birinin hikâye kahramanı olmasıdır. Her kol hem kendi başına bir bütündür hem
de ortak kahramanlar ile hikayeler zincirine bağlanmaktadır.
Köroğlu hikayeleri, tıpkı Emrah ile Selvi, Kerem ile Aslı gibi düz yazı ve şiirtürkü
karışımındadır. Düz yazılı bölümü Âşık hikâye olarak anlatır, türkü kısmına
gelince, hikâyeyi anlatan âşık sazını omuzundan çıkarır, bağrına basar, böyle
yerleri türkü halinde, sazın eşliği ile çalar, söyler.
(Başgöz s. 62) Köroğlu hikayelerinin fizik güç ile yapılan dövüş ve kavga
konusu üzerinde kurulduğu halde Dede Korkut Destanına benzemediğini,
Köroğlu hikayesinin kahramanlarının, Dede Korkut kahramanları gibi dış
düşmanla savaşmadığını ifade etmiştir. (İstisna olarak sadece bir ya da iki kol
Sırplarla, Araplarla savaşı anlatmaktadır). Köroğlu’nun kahramanları, Osmanlı
İmparatorluğunda bazı sosyal sınıfların temsilcileri olan beyler, paşalar, zengin
kervancılar ve hocalarla (tüccar anlamında) savaşmaktadır. Yani savaş bu
hikayelerde iç güçlere yönelmiştir. Köroğlu hikayelerinde yer alan kadının yeri
ve kişiliği de Dede Korkut destanından değişiktir. Dede Korkut destanında,
toplumdaki yeri erkeğinden aşağı olmayan savaşçı kadınlar Köroğlu hikayesinde
yoktur veya pek azdır, az sayıda olan bu kadınlar hareme kapatılmıştır. Sadece
kocasına ve delilere hizmet etmektedir. Bu hikayelerde çok evlilik de ortaya
çıkmıştır. Köroğlu kollarında erkek birden çok kadınla evlenebilmektedir.
Bunlardan başka Köroğlu hikayelerindeki şiirler de Dede Korkut’taki gibi ritmik
ve düzyazıya yakın şiirler değildir, bunlarda belli bir kafiye düzeni ve belli hece
sayılarından oluşan dörtlükler çoğunluktadır. Müdami gibi usta aşıklar,
hikayelerine girerken tecnis gibi divan edebiyatı biçimleri kullanmamış değildir,
ama bu şiirlerin çok büyük bir çoğunluğu koşma biçimindedir, bu şiirler en az üç
ve en çok beş dörtlükten oluşurlar.