Dehumanization and identity in Aldous Huxley's Brave New World and Suzanne Collin's Hunger Games
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İngiliz Dili ve Edebiyatı (Yl) (Tezli), Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: MUTHANA MAHMOOD HUSSEIN
Danışman: Zeki Edis
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Kimlik, kavram olarak bir kişinin kişilik, bireysellik ve çevreyle olan ilişkisini ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Terim, özellikle sosyoloji ve psikolojide kullanılırken aynı zamanda bu iki bilimde önemli bir kavram olarak ta öne çıkar. İnsanlıktan çıkarma tabiri, psikolojik süreçlerde, muhaliflerin birbirlerini insandan aşağı görmelerinden dolayı etiksel olarak saygıyı hak ederler. Nitekim uzun süreli çatışmalar, ilişkilere zarar verip tarafların ortak insanlıklarını kabul etmelerini zorlaştırabilir. Buna bağlı olarak ta çatışan taraflar, bu tür durumlardan dolayı sıklıkla derin bir düşmanlık ve yabancılaşma hissedebilir. Gruplar arasında meydana gelen psikolojik boşluk, bir tartışma ile beraber daha ciddi bir hale gelerek genişler. Örneğin, otoritedeki adaletsizlikler ve insanların yaşantıları, yetenekleri ve geçim kaynakları üzerindeki zalimce hâkimiyetleriyle hükümetler, Açlık Oyunları'ndaki karakterlerin hiçbir kimlik duygusu olmadan sefil hayatlar yaşamalarına neden olmuş gözükmektedir. Bu olay örgüsünde, içinde bulundukları kötü durumun bir sonucu olarak, bir grup çocuk ve ergen, açlık oyunlarına katılmaya ve birbirlerini öldürmeye zorlanırlar. Nitekim 2540 CE'de, romanda tasvir edildiği gibi, insanlar artık duygulara ihtiyaç duymazlar ve duygusuz makinelere indirgenirler. Araştırmacılar, Capitol hükümetinin Açlık Oyunları'ndaki hâkimiyeti ile sert rejimi ve Cesur Yeni Dünya'da makine ve makine üreticilerinin insan seçimi üzerindeki zorbalığı ışığında kimliğin ve insanlığın önemine vurgu yapmaktadırlar. Sonuç olarak, Aldous Huxley'in Cesur Yeni Dünya'sında ve Suzanne Collin'in Açlık Oyunları'nda insanlıktan çıkarma, genellikle statü, otorite ve sosyal temas yoluyla kolaylaştırılan ötekileştirilmiş bireyleri ve grupları hedef alır. Gayri meşrulaştırma, ahlaki dışlama ve nesneleştirmeyle bağlantılı bu kavram, dışlama ve şiddet gibi eylemlere yol açmaktadır. Kalıcılığına rağmen kimlik sıklıkla anlamını değiştirir ve kimlik arayışı ve kimlik tespiti varoluşun çeşitli alanlarına nüfuz etmeye devam eder. Çalışmamızın amacı Aldous Huxley'in Cesur Yeni Dünya'sında ve Suzanne Collin'in Açlık Oyunları'nda kimliksizleşmenin ve duygusuzlaşmanın sonuçları araştırmaktır.