1960 YILINDAN GÜNÜMÜZE TÜRKİYE'NİN KARŞILAŞTIRMALI GÖÇ POLİTİKALARI


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyaset Bilimi Ve Uluslararası İlişkiler (Yl) (Tezli), Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: NEBİLE NUR AYDIN

Danışman: Cevdet Teke

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Göç, bireylerin ya da toplulukların çeşitli içsel ve dışsal etkenler doğrultusunda yer değiştirmesiyle ortaya çıkan, çok boyutlu bir toplumsal olgudur. Zorunlu, gönüllü ve mevsimlik göç türlerini kapsayan bu hareketlilik, Türkiye açısından yalnızca demografik bir süreç olarak değil, tarihsel, toplumsal ve siyasal boyutlarıyla da değerlendirilmesi gereken bir alan olarak öne çıkmaktadır. Anadolu coğrafyası, tarihsel süreç boyunca farklı etnik, dinsel ve kültürel toplulukların kesişim noktası olmuş; bu durum Türkiye'yi göç hareketlerinin yoğun biçimde yaşandığı bir geçiş alanına dönüştürmüştür. Bu tarihsel birikim, göç olgusunun Türkiye'de sosyo-kültürel ve politik bir nitelik kazanmasına zemin hazırlamıştır. Türkiye'de göç politikaları, dönemsel koşulların etkisiyle şekillenmiş ve göç hareketlerini belirli bir düzen içinde yönetmeyi hedeflemiştir. Bu politikalar, göçü yalnızca mekânsal bir hareketlilik olarak ele almamış; entegrasyon, toplumsal uyum ve kimliğin korunması gibi unsurları da kapsayan bir çerçevede değerlendirmiştir. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde artış gösteren göç hareketleri, Cumhuriyet döneminde daha sistematik bir yapıya kavuşmuş ve farklı biçimlerde günümüze kadar devam etmiştir. Göç, bireysel yer değiştirmenin ötesinde, ekonomik yapı, toplumsal ilişkiler ve siyasal düzen üzerinde etkiler yaratan bir olgudur. İnsanlık tarihinin erken dönemlerinden itibaren gözlemlenen bu hareketlilik, nüfusların dünya geneline yayılmasında belirleyici bir rol üstlenmiştir. İlk dönemlerde güvenlik, geçim ve savaş gibi nedenlerle gerçekleşen göçler, günümüzde küreselleşmenin etkisiyle daha karmaşık bir yapıya bürünmüştür. Nüfus artışı, ekonomik eşitsizlikler, eğitim olanakları ve bölgesel çatışmalar, çağdaş göç hareketlerinin temel dinamikleri arasında yer almaktadır. Bu koşullar altında göç, bireyler açısından yeni bir toplumsal yapıya dâhil olmayı daha zorlayıcı hâle getirse de uluslararası sistem içinde önemini korumaya devam etmektedir. Türkiye de bu süreci yönetebilmek amacıyla farklı dönemlerde çeşitli göç politikaları geliştirmiştir. Bu çalışma, Türkiye'de göç alanında uygulanan politikaları belirli dönemler çerçevesinde ele alarak karşılaştırmalı bir değerlendirme sunmayı amaçlamaktadır. Araştırma, literatürdeki çalışmaları tekrar etmekten ziyade, 1960 sonrası dönemde uygulanan göç politikalarının ortaya çıktığı koşulları, bu politikaların sonuçlarını ve uzun vadeli etkilerini incelemeye odaklanmaktadır. Bu çerçevede, farklı dönemlerde geliştirilen politikaların toplumsal yapı ve devlet pratiği üzerindeki yansımaları karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Çalışma kapsamında elde edilen bulgular, Türkiye'nin 1960 yılından günümüze uzanan süreçte göç politikalarını değişen demografik yapı ve fiziksel koşullara bağlı olarak yeniden şekillendirdiğini göstermektedir. Bu politikaların, sığınmacılar ile yurt dışında yaşayan vatandaşların temel haklarını gözetmeyi amaçladığı, aynı zamanda ülke içindeki toplumsal dengeyi korumaya yönelik bir yaklaşım benimsediği görülmektedir. Bunun yanı sıra, yurt dışındaki vatandaşların kimlik bağlarının korunmasına yönelik uygulamaların da hem demografik hem de sosyo-kültürel düzeyde politika alanına dâhil edildiği tespit edilmiştir.