Ahdî'nin Gülşen-i Şuʿarâ Tezkiresinde Şahsiyet, Üslup, Muhteva ve Edebî Tenkit


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Fevzi Dayan

Danışman: Murat Keklik

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Klasik Türk edebiyatında, Anadolu sahasında Sehî Bey ve Latîfî tezkirelerinden sonra yazılan üçüncü şairler tezkiresi olan Gülşen-i Şuʿarâ, 1564 tarihinde Bağdatlı Ahdî (ö. 1002/1593-94) tarafından Şehzade Sultan Selîm adına kaleme alınmıştır. Büyük bir çoğunluğu Osmanlı Devletinin doğu bölgesinde yaşayan 381 şairin biyografisinin yer aldığı Gülşen-i Şuʿarâ tezkiresini konu alan bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Gülşen-i Şuʿarâ tezkiresinin değişik açılardan değerlendirilmesini esas alan bu çalışmanın ilk bölümünde, bir şair olarak Ahdî'nin kişilik özellikleri ve bunların tezkireye olan yansımaları incelenmiştir. İkinci bölümde, şair biyografilerinin genelinde ön plana çıkan özellikleri ortaya konulmuş ve Ahdî'nin biyografilerde geçen muhtelif bilgilere tezkirede nasıl bir düzen içerisinde yer verdiği üzerinde durulmuştur. Bunun yanı sıra tarihi süreç içerisinde şairlerin sanat anlayışlarına doğrudan etki eden yaşadıkları birtakım önemli değişimler tespit edilmeye çalışılmıştır. Ahdî'nin mahlaslara yönelik değerlendirmeleri yine bu bölümde üzerinde durulan diğer bir konudur. Gülşen-i Şuʿarâ'da dil ve üslüp özelliklerine yer verilen üçüncü bölümde ise tezkirenin dili, bir üslup özelliği olarak Gülşen-i Şuʿarâ'da istitrâd ve Gülşen-i Şuʿarâ'da tahkiyevi üslup genel hatlarıyla ele alınmıştır. Dördüncü bölümde, Gülşen-i Şuʿarâ' tezkiresinde edebî tenkit ile Ahdî'nin değerlendirmelerine yön veren temel referanslar belirlenmiştir. Yine bu bölümde şairlere yönelik Ahdî tarafından ortaya konulan eleştirilerin hangi konuları kapsadığı ve hangi temel eleştiri ilkelerinin gözetildiği incelenmiştir. Yazar odaklı bakış açısının egemen olduğu bu çalışmanın merkezinde klasik edebiyatın içerisinde yoğrulmuş olan Ahdî'nin tezkire anlayışı vardır.