Tiyoasedamid ile indüklenen kronik karaciğer fibrozisinde malus sylvestris ekstratının koruyucu etkinliğinin araştırılması
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Patoloji (Dr), Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MEHMET SAİT ÇAĞAÇ
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Zabit Yener
Eş Danışman: Kenan Yıldızhan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmada, Malus sylvestris'in (MS) etanol ekstraktının, tiyoasetamid (TAA) ile deneysel olarak oluşturulan karaciğer fibrozisine karşı koruma kapasitesi histopatolojik, immünohistokimyasal ve biyokimyasal yöntemlerle araştırılmıştır. Araştırmada kullanılan toplam 24 sıçan; Kontrol, MS, TAA ve TAA+MS şeklinde 4 gruba ayrılmıştır. Kontrol grubu ratlar normal pelet yemi ile beslenirken, MS grubuna hergün 200 mg/kg MS ekstresi orogastrik; TAA grubuna haftada 3 kez 100 mg/kg dozda TAA ip; TAA+MS grubana hergün 200 mg/kg MS ekstresi orogastrik ve haftada 3 kez 100 mg/kg dozda TAA ip olarak verildi. Bir ay sürdürülen deneme sonunda nekropsi yapılan ratların karaciğerlerinden alınan doku örnekleri histopatolojik olarak, kan ve karaciğer doku örnekleri biyokimyasal olarak analiz edilmiştir. Yapılan biyokimyasal analizler sonucunda; kontrol ve MS grubu ratlarda AST değerleri açısından anlamlı farklılık bulunmazken, TAA grubunda AST düzeyinin diğer gruplara göre anlamlı şekilde yüksek olduğu tespit edilmiştir. TAA+MS grubundaki AST değerinin kontrol ve MS grubuna göre anlamlı şekilde yüksek, ancak TAA grubundaki AST değerine göre ise anlamlı şekilde düşük olduğu saptandı. ALT değerleri incelendiğinde; TAA grubunda ALT değerinde anlamlı şekilde artış gözlenirken, TAA+MS grubunda ALT düzeyinin kontrol ve MS gruplarına kıyasla anlamlı şekilde yüksek olduğu, ancak TAA grubuyla anlamlı bir fark göstermediği tespit edilmiştir. HDL değerleri incelendiğinde; kontrol ve MS grubu ratlarda HDL düzeyinin diğer gruplara kıyasla anlamlı şekilde yüksek, TAA+MS grubunda HDL düzeyinin TAA grubuna göre daha yüksek, Kontrol ve MS grubuna göre daha düşük olduğu saptandı. Bu sonuçlar, MS ekstresinin TAA+MS grubunda HDL düzeyinde artışa neden olduğunu göstermektedir. LDL değerleri incelendiğinde; kontrol ve MS grupları arasında anlamlı bir fark bulumazken, TAA grubunda LDL düzeyinin anlamlı şekilde yüksek (p˂ 0,05), TAA+MS grubunda LDL düzeyinin TAA grubuna göre anlamlı şekilde düşük olduğu görüldü. Serumda TAS ve SOD düzeyleri değerlendirildiğinde; TAA grubunda TAS ve SOD düzeylerinin diğer gruplara kıyasla anlamlı şekilde düşük, TAA+MS grubunda ise TAA grubuna kıyasla anlamlı şekilde yüksek olduğu saptandı. TOS düzeyleri değerlendirildiğinde; TAA grubunda diğer gruplara kıyasla anlamlı şekilde yüksek olduğu, TAA+MS grubunda ise MS takviyesinin TAA grubuna kıyasla TOS düzeylerini anlamlı şekilde düşürdüğü görülmüştür. TAA uygulamasının sıçanlarda kaspaz-3 ve hidroksiprolin seviyelerini anlamlı düzeyde artırdığı; MS uygulamasının, kaspaz-3 ve hidroksiprolin seviyelerinde TAA+MS grubunda anlamlı düzeyde düşüşe neden olduğu, kontrol ve MS gruplarında ise kaspaz-3 ve hidroksiprolin seviyeleri arasında ise anlamlı bir fark oluşturmadığı gözlemlendi. Doku örneklerinde TAS seviyeleri değerlendirildiğinde; TAA grubunda TAS seviyesinin kontrol ve MS gruplarına kıyasla belirgin bir şekilde azaldığı, ancak MS uygulamasının TAA+MS grubunda kısmen de olsa (p> 0,05) artışa neden olduğu görüldü. TAA grubunda doku TOS seviyelerinin, kontrol ve MS gruplarına kıyasla belirgin bir şekilde yüksek olduğu, ancak MS uygulamasının TAA+MS grubunda TOS seviyelerini azaltığı görüldü (p˂ 0,05). Doku SOD değerleri incelendiğinde; TAA grubunda diğer gruplara kıyasla anlamlı düzeyde düşük olduğu (p˂ 0,05), ancak MS uygulamasının SOD değerlerini TAA+MS grubunda anlamlı düzyde (p˂ 0,05) artırdığı görüldü. Dokuda kaspaz-3 ve hidroksiprolin seviyeleri incelendiğinde; TAA uygulamasının anlamlı düzeyde artışa neden olduğu, ancak MS uygulamasının TAA+MS grubunda anlamlı düzeyde düşüşe neden olduğu dikkati çekti (p˂ 0,05). Karaciğer doku örneklerinin histopatolojik ve immunohistokimyasal olarak değerlendirmesinde; TAA grubunda gözlenen belirgin dejeneratif-nekrotik ve fibrotik değişikliklerin, MS uygulamasıyla TAA+MS grubunda anlamlı düzeyde azaldığı saptanmıştır. Bu sonuçlar, tiyoasedamid ile oluşturulan karaciğer fibrozisinde malus sylvestris ekstratının fibrotik değişikliklere karşı koruyucu etkinliğe sahip olduğunu göstermektedir.