Ceviz (Juglans regia L.) yeşil kabuğu özütü ve sentetikjuglonun fasulyede kök çürüklüğü (Rhizoctonia solani Kühn) vekömür çürüklüğü (Macrophomina phaseolina Goid.) üzerine etkisi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Bitki Koruma (Yl) (Tezli), Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MİZGİN CEMİLOĞLU

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Işık Tepe

Eş Danışman: Emre Demirer Durak

Özet:

Bu çalışmada, juglone başta olmak üzere içerdiği fenolik maddeler sayesinde funguslar üzerinde toksik etkisi olduğu bilinen ceviz (Juglans regia L.) yeşil kabuğu özütünün (CYKÖ) ve sentetik juglonun (SJ) fasulyede önemli kök çürüklüğü (Rhizoctonia solani AG-4) ve kömür çürüklüğü (Macrophomina phaseolina) hastalık etmenleri üzerine etkisi araştırılmıştır. Böylece söz konusu patojenlerin oluşturdukları bitki hastalıklarıyla mücadelede pestisitlere alternatif olabilecek doğal preparatların kullanılmasına, insan sağlığına ve çevreye duyarlı yöntemlerin geliştirilmesine katkı sağlanması amaçlanmıştır. Çalışmada ceviz yeşil kabuğundan etanol yardımıyla bitki özütleri elde edilmiştir. CYKÖ ve SJ’un R. solani ve M. phaseolina etmenlerinin üzerinde gelişmeyi engelleyici veya öldürücü etkilerinin olup olmadığı incelenmiştir. Bu amaçla laboratuvar ortamında öncelikle bitki patojeni olan iki fungus (R. solani AG-4 ve M. phaseolina) Petri kaplarında geliştirmiştir. Funguslara CYKÖ için; %0 (saf su/negatif kontrol), %2, %4, %8, %16 ve %32’lik oranlarda hazırlanan ekstreler ve Captan 50 (2.5 g/l) etkili maddeli fungisit (pozitif kontrol); SJ için ise %0 (saf su/negatif kontrol), %0.2, %0.4, %0.8, %1.6 ve %3.2 g/l dozlarında ve Captan 50 (2.5 g/l) etkili maddeli fungisit (pozitif kontrol) beş tekerrürlü olarak iklim odası koşullarında saksılarda enfekte edilmiş fasulye bitkilerine uygulanmıştır. Değerlendirmeler bitkide toprak üstü ve kök aksamlarının yaş ve kuru ağırlıkları, kök uzunluğu, çiçeklenme sayısı, meyve (bakla) sayısı ve hastalık şiddetine bakılarak yapılmıştır. Petri kaplarında elde edilen sonuçlara göre CYKÖ’nün %4 ve üstü; SJ’nin ise %1.6 ve üstü oranlarında patojenin gelişimini tamamen engellemiştir. Saksı çalışmalarında ise CYKÖ %2’lik dozdan sonra kademeli olarak her iki patojenin de bitkideki hastalık şiddetini azaltmıştır. Ancak CYKÖ’nün %8’den sonraki dozları fasulyeye fitotoksik etki göstermiştir, doz arttıkça fitotoksik etki de kademeli olarak artmıştır. SJ’nin %8 ve sonraki dozları kök çürüklüğüne karşı etki gösterirken hiçbir dozu kömür çürüklüğü hastalığına etki etmemiştir. SJ’nin hiçbir dozunda fasulyelerde fitotoksiteye rastlanmamıştır. Sonuç olarak fasulyede her iki fungal hastalığın önlenmesinde CYKÖ, SJ’ye göre daha başarılı bulunmuştur. Ancak fitotoksite gelişmemesi açısından değerlendirildiğinde CYKÖ’nün de %2-4 arasındaki dozları tercih edilmelidir.