Bölgeselleşme ve bütünleşme kavramları çerçevesinde Avrupa Birliği'nin tarihsel gelişim sürecinin bir değerlendirmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (Yl) (Tezli), Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Sabri Yıldırım

Danışman: Hakan Karaaslan

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Küreselleşme sürecinin hız kazanması dünyada ülkeler arası ekonomik bütünleşmelerin de artış göstermesine neden olmuştur. 1951'de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'nun (AKÇT) kurulması ile başlayan Avrupa bütünleşme süreci 1957'de Roma Antlaşması ile hızlandırılmıştır. İlk etapta bazı ürünlerde Ortak Pazar fikrini uygulamak amacıyla Avrupa'nın altı ülkesinin (Batı Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg) imzaladığı Paris Antlaşması zamanla daha büyük bir bütünleşmeye doğru evirilmiştir. Sırasıyla Gümrük Birliği, Tek Pazar ve en son 27 üyeden 18'nin katıldığı Ekonomik ve Parasal Birlik (EPB) aşamasına geçilmiştir. Maastricht Antlaşması ile güvenlik, adalet, ekonomi, iç ve dış politikayı da kapsayacak şekilde bir ''Birleşik Avrupa Devletleri'' kurma hedefi gözetilmiştir. Böylece uluslararası sistemde siyaseti, ekonomisi, ülküsü bir olan tek ve güçlü bir Avrupa ile kurumsal bir aktör olmak hedeflenmiştir. Bu amaçla coğrafi, ekonomik, siyasi ve hukuki bütünleşme tamamlanmak istenmiştir. Bu doğrultuda 1997'de Amsterdam Antlaşması imzalanmış ve akabinde 2007'de Lizbon Antlaşması ile Avrupa Birliği bugünkü şeklini almıştır. Birliğin istikrarlı bir gelişimin devamlılığı için kurum ve kuruluşlar ile sürekli olarak bir değişim ve dönüşüm geçirdiği görülmektedir. Bu çalışmada temel amaç bölgeselleşme ve bütünleşme hareketinin Avrupa coğrafyasında ne kadar başarılı olduğunu ortaya koymaktır. Avrupa bütünleşmesinin hangi aşamalardan geçtiğine ve ne kadar başarılı olduğuna değinilmiştir. Bu kapsamda araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Nitel bir araştırma olduğundan dolayı betimsel ve gerçekçi bir tablo sunmaktadır. Toplanan verilerin araştırma konusuna ilişkin olarak neleri söylediği ya da hangi sonuçları ortaya koyduğu öne çıkmaktadır. Bu kapsamda yapılan araştırmada bu alanda yazılan kitap, dergi, makale, konferans bildirileri ve internet kaynakları kaynak olarak kullanılmıştır.