2010 sonrası popüler komedi filmlerinde kadın mekân etkileşimi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Radyo, Televizyon ve Sinema , Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DİLAN ENGİN
Danışman: Nergiz Karadaş Toktaş
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Sinema; birey ve toplumun anlam dünyasını, üretim ilişkilerini, politik, kültürel reflekslerini anlatan ve dönüştüren, yeniden üreten bir sanattır. Sinema aynı zamanda toplumsal cinsiyet normlarına ilişkin temsiller sunan ve bu normların yeniden üretilmesini sağlayan ya da değişmesine vesile olabilecek kültürel bir araçtır. Sinemada anlatının kurucu unsurlarından en önemlisi zaman ve mekânın organize edilmesidir. Mekân, fiziksel bir yeri tarif etmekle beraber toplumsal ilişkilerle oluşan, değişen ve aynı zamanda toplumsal ilişkileri değiştiren bir yapıdır. Toplumsal cinsiyet bağlamında kadın ve erkeğin gerilimli ilişkisinin vuku bulduğu yer olan mekân, aynı zamanda sinemada dramatik anlatının oluşturulmasında oldukça önemlidir. Bu önemden hareketle, toplumla karşılıklı etkileşim halindeki sinemanın toplumsal cinsiyet normlarını mekân üzerinden aktarıp aktarmadığı bu çalışmanın problemini oluşturmaktadır. Kadın ve mekân etkileşiminin çok boyutlu yapısını toplumsal cinsiyet perspektifinden ele alan bu çalışmayla; toplumsal cinsiyet rollerinin sinemasal mekânlar aracılığıyla ne şekilde üretildiği, temsil edildiği veya nasıl pekiştirildiğinin ortaya konması amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın örneklemini oluşturan ve geniş kitlelere ulaşması sebebiyle 2010 sonrası çekilmiş popüler filmler arasından amaçlı örneklem ile seçilen Görümce (Kıvanç Baruönü, 2016), Eltilerin Savaşı (Onur Bilgetay, 2020) ve Zengo (Şahan Gökbakar, Müge Manuş, 2020) adlı filmler, Umberto Eco'nun mimariye göstergebilimsel yaklaşımı gözetilerek, sosyolojik film eleştirisi çerçevesinde çözümlenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda: Seçilen filmlerde karakter yaratımında, çatışmanın oluşturulmasında mekânların anlatının merkezinde yer aldığı ve kadın temsillerine ilişkin kültürel örüntülerin somutlaştığı yer olarak işaret edildiği gözlemlenmiştir.