Kars ili müzelerinin çağdaş müzecilik açısından değerlendirilmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Tarihi (Yl) (Tezli), Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YELİZ DEMİRÖZ AKTAŞ
Danışman: Osman Aytekin
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Kars İli; Ülkemizin Doğu Anadolu Bölgesinde kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanan Kars-Erzurum Platosunda yer almaktadır. Sert karasal iklime sahip olan kentte, kışlar uzun ve soğuk, yazlar kısa ve serin geçmektedir. Kent adını, M.Ö 130-127 yıllarında Kuzey Kafkasya'nın Dağıstan bölgesinden bu bölgeye yerleşen Bulgar Türklerinin Velentur boyuna bağlı Karsaklar'dan aldığı bilinmektedir. Kars, Türkiye'de eski Türkçe isim taşıyan tek il olma özelliğini taşımaktadır. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Kars'ın en eski tarihi tespiti M.Ö 2. bin yılına yani Orta Tunç Çağına tekâmül etmektedir. İlk olarak Urartular döneminde kale olarak kullanılan kent, 2.800 yılı aşkın bir süredir kent yerleşimini sürdürdüğü düşünülmektedir. Kafkaslardan Anadolu'ya girildiğinde ilk yerleşim merkezi olan Kars, birçok uygarlığın geçişine tanıklık etmiştir. Bu sebeple binlerce yıldan bu yana iskân görmüş bir yerleşim yeridir. Kentte yer alan tarihi yapıların çoğunluğunun Orta çağ dönemine ait taşınmaz kültür varlıklarından oluştuğu görülmektedir. Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan ve Arpaçay ilçesi sınırlarında bulunan Antik Ani Ören Yeri'nin ve çevresinde bulunan çok sayıda arkeolojik yerleşmelerin sonucu olarak zengin bir Taşınır ve Taşınmaz Kültür Varlıklarının korunması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu ihtiyacı karşılamak üzere ilk olarak 1959 tarihinde Vilayet Konağı'nda Müze Memurluğu kurulmuştur. Sonrasında bölgeden toplanan eserlerin buraya sığmaması sebebiyle 1964 yılından 1978 yılına kadar "Havariler Kilisesi" (Kümbet Camii) Müze'ye dönüştürülerek kullanım görmüştür. Bu adımlardan sonra 1978 yılında Kars Merkez İstasyon Mahallesi'nde yeni bir müze binası inşa edilerek 1981 yılında "Kars Arkeoloji ve Etnografya Müzesi" olarak ziyaretçilere açılmıştır. İki kat olarak düzenlenen Kars Müzesi, Arkeoloji Salonu, Etnografya Salonu ve bahçede teihir edilen Taş Eserler bölümü olarak üçe ayrılmaktadır. Arkeoloji Salonu'nda; Paleolitik (yontma taş çağı) dönem eserleri, taş malzemeden el baltaları, dinozor kemiği; Eski Tunç Çağı eserler ve bu dönemin madeni eserleri, Urartu dönemine ait çeşitli eserler, farklı dönemlere ait Sikkeler; Roma ve Bizans dönemi eserleri, Hristiyanlık dönemi eserleri. Selçuklu dönemi eserleri; Kars Ani Örenyeri kazısı buluntuları teşhir edilmektedir. Müze binasının ikinci katında ise; Etnografya salonu yer almaktadır. Bu bölümde de yöresel ve geleneksel dokumalar, Osmanlı kaftanları, bakırdan mutfak kapları, Gümüş malzemeden yapılmış olan Kafkas kemerler, el yazmaları ve mühürler teşhir edilmektedir. Müze bahçesinde teşhir edilen eserler ise; daha çok taş malzemeden yapılmış olan bölgeye ve yakın çevresine ait kültürü yansıtan mezar taşlarından ve sanduka mezarlardan oluşmaktadır. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığımıza bağlı Arkeoloji ve Etnografya Müzesi haricinde 2017 yılında Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi ve 2022 yılında Kars Peynir Müzesi olmak üzere iki yeni müze açılmıştır. Bu müzeler; 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi (93 Harbi) Döneminde, savaşta kullanılan askeri tabya binalarının müzeye dönüştürülmesi sonucunda oluşturulmuştur. Müze olarak kullanılan tabyalardan ilki T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olan "Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi"dir. İkincisi ise, Kars Valiliğine bağlı olarak Özel Müze statüsünde açılan "Kars Peynir Müzesi"dir. Bu yüksek lisans tez çalışmasıyla; Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki Kars İli'nde bulunan Kars Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi ve Kars Peynir Müzesinin sanat tarihi metodolojisi kapsamında incelenerek bu müzelerin ülkemizdeki değişen ve gelişen çağdaş müzeciliğe sundukları katkılar ortaya konulmaya çalışılmıştır.