Procedural Discusions on Musarrât Hadith


kağanarslan y., beroje s.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, vol.0, no.48, pp.363-388, 2020 (Peer-Reviewed Journal) identifier

Abstract

As it is known, since the first centuries, the mujtahids have engaged in an intense judicial opinion activity in order to understand religious texts correctly. In this context, the sunnah texts, which are the second source of religious law, are also discussed one by one. However, since the hadith often comes with "ahâd " transmission, this has resulted in the mujtahid adopting different criteria in accepting hadiths. Namely; there are those who consider it sufficient to have a "correct basis" for the acceptance of a narration attributed to the Prophet. There are also some who argue that besides having a "correct basis" of narration, the text of the hadith should not be contrary to the Qur'an, the famous Sunnah, and accepted fiqh rules. In this respect, some hadiths whose text is problematic according to some, although the basis is correct, have been the subject of conflict between these two groups. One of these hadiths is “musarrat” hadith. Musarrat; it is the animal that the seller does not milk the animal for tricking the customer to give the impression that the animal's milk is too much. According to the hadiths, anyone who buys such an animal can choose between two things; when one realizes that he has been deceived after purchasing the animal, he shall return the animal with a scale of dates if he so wishes; if he wants, he can keep the animal back. Hanafis saw these hadith contrary to the accepted fiqh rules and they did not act in this respect. The general majority argued that the hadith was authentic and cannot be abandoned. In this study, the views, evidence, and reasons for both groups are presented in detail in order to present a legal jurisprudence perspective.
Bilindiği gibi ilk asırlardan itibaren nasların doğru anlaşılması için müçtehidler yoğun bir içtihad faaliyeti içerisine girmişlerdir. Bu kapsamda şer'i hukukun ikinci kaynağı olan sünnet nasları da tek tek ele alınıp tartışılmıştır. Ancak hadis çoğunlukla ahâd yolla geldiği için bu durum müçtehidlerin hadisleri kabul etmede farklı kriterleri benimsemeleri sonucunu doğurmuştur. Şöyle ki; Hz. Peygamber'e isnad edilen bir rivayetin kabulü için senedin sahih olmasını yeterli görenler olduğu gibi; senedin sahihliğini yeterli görmeyip, hadis metninin Kur'an'a, meşhur sünnete ve kabul görmüş fıkhî kurallara aykırı olmaması gerektiğini savunanlar da olmuştur. Bu açıdan senedi sahih olduğu halde bazılarınca problemli görülen bir kısım hadisler bu iki kesim arasında ihtilaf konusu olmuştur. Bu hadislerden birisi de “musarrât” hadisidir. Musarrât, satıcının müşteriyi kandırmak için sütü fazla gözüksün diye sağmayıp beklettiği hayvandır. Hadislere göre, böyle bir hayvanı satın alan kimse iki şey arasında muhayyerdir. Bu kimse hayvanı satın aldıktan sonra sütünü sağıp aldatıldığının farkına vardığında isterse hayvanı bir ölçek hurmayla birlikte iade eder ya da hayvanı geri vermeyip elinde tutabilir. Hanefiler bu hadisleri fıkhî kurallara aykırı görmüş ve amel etmemişlerdir. Cumhur ise hadisin sahih olduğunu ve terk edilemeyeceğini savunmuştur. Bu çalışmada bir hukuki ictihad perspektifi sunması açısından her iki tarafın görüşleri, delil ve gerekçeleri detaylı bir şekilde sunulmaya çalışılmıştır