İlaçlar ve Kronobiyoloji


Oto G. , Temelli Göçeroğlu R.

in: Kronobiyoloji ve Sirkadiyen Ritim , Prof.Dr. Pınar Güzel ÖZDEMİR, Editor, Akademisyen Yayınevi Kitabevi, Ankara, pp.305-324, 2022

  • Publication Type: Book Chapter / Chapter Vocational Book
  • Publication Date: 2022
  • Publisher: Akademisyen Yayınevi Kitabevi
  • City: Ankara
  • Page Numbers: pp.305-324
  • Editors: Prof.Dr. Pınar Güzel ÖZDEMİR, Editor

Abstract

Kronobiyoloji, biyolojik ritimleri ve altta yatan mekanizmaları inceleyen bilim dalıdır. İnsanlarda

davranışlardaki ve organizmanın biyokimyasal reaksiyonlarındaki dalgalanmalara sirkadiyen ritim denir.

Bu dalgalanmalar yaklaşık 24 saatlik bir zaman diliminde meydana gelir [1, 2] .

Sirkadiyen ritme ait üç önemli özellik bulunmaktadır. Bunlar;

1. Doğuştan gelen doğası gereği çevreden alınan duyusal veriler olmadan içsel ritimler olarak var olur.

2. Dış ortam sıcaklığındaki dalgalanmalar fizyolojik termoregülasyonu engellemedikçe sıcaklıktaki dış

etkenlere bağlı değişimlere rağmen sıcaklık dengelenmesindeki kapasitesi; içsel periyod, faz ve ritim

genişliğinin devamı şeklindedir.

3. Işık tutunumu; bir günün harici aydınlık-karanlık döngüsüyle ritimdeki fazların

senkronizasyonudur.

Son on yılda biyolojik ritme ait yapılan çalışmalar, insan biyolojisinin birçok yönüyle sirkadiyen ritme

sahip olduğunu göstermektedir. Her gün benzer zamanlarda uykudan uyanır, aktifleşir ve uyuruz. Çünkü

güne eşlik eden çevresel değişimler oldukça tahmin edilebilirdir, doğa sirkadiyen (biyolojik) saati, bu

değişimleri önceden tahmin etmek ve fizyolojiyi ve davranışları buna bağlı olarak düzenlemek için

yaratıcı bir sistem olarak ortaya koymaktadır. Örneğin uyanmadan önce bu stresli olaya karşı kalp atış

hızımız ve kan basıncımız artar [3-6] . Benzer şekilde mental durumumuz,öğrenme ve hafıza kapasitemiz

hatta uyuma ve uyanma saatleri de buna göre düzenlenmiştir. Biyolojik saat uyku zamanını, uyanıklığı ve

dolayısıyla buna bağlı bütün davranış ve fizyolojik süreçleri düzenler [7] .

Memelilerdeki biyolojik saat sistemi, uyku-uyanıklık davranışını, hormonal salgılamayı ve

metabolizmanın günlük düzenini de içeren birçok fizyolojik süreci yönlendirir. Bu sistem; aydınlık-

karanlık siklusu, gıda alımı ve ilaç uygulaması gibi günlük çevresel değişikliklere yanıt verir [8] .

Vücuttaki sirkadiyen ritimler iyi belirlenmiştir ve ilaç uygulamalarında düşünülmesi gereken önemli

faktörlerdir. Birçok hastalığın başlangıç semptomları ve klinik belirtileri 24 saate rastgele dağılmayan

özelliktedir (koroner infarktüs, anjina pektoris, astım atakları ve peptik ülser perforasyonları gibi) bundan

dolayı ilaçların etkilerinin ya da farmakokinetiklerinin günün farklı saatlerinde belirgin ölçüde çeşitlilik

gösterebilmesi şaşırtıcı değildir [9] .

İnsanda davranışsal ve humoral ritimleri sürdüren santral sirkadiyen saat, ortamın aydınlık-karanlık

uyarısını retinadan doğrudan alan ve bu uyarıları uyuma zamanı tercihi için ilişkilendiren hipotalamusun

üst kiyazmatik çekirdeğinde (suprakiyazmatik nükleus) yer alır. Santral sinir sistemi ve diğer birçok vücut

hücresinde sirkadiyen dalgalanmalar görülebilir. Bu periferal saatler, santral üst kiyazmatik nükleus

saatiyle eşzamanlanır ve genetik olarak sirkadiyen ritimleri meydana getirmek üzere düzenlenir [11].

Işığın ve sıcaklığın ana kaynağının sadece periyodik olarak mevcut olduğu yeryüzünde yaşamanın bir

sonucu olarak Dünya’daki organizmalar değişimlerden en yüksek düzeyde faydalanmak için fizyolojik

sistemlere hızla uyum sağladılar. Bu sistemler toplu olarak sirkadiyen saat olarak adlandırılır (Latince bir

sözcük grubu olan circa diem bir gün hakkında demektir). Memelilerde sirkadiyen saat, bütün ana organ

sistemlerini etkiler ve bu etki direkt olarak günlük zaman dilimine göre de değişen hastalık patolojisine

dönüştürülür [3] . Ritmik fizyoloji uzun süredir bilinen ritmik hastalık semptomlarıyla sonuçlanabilir.

Hippokrat milattan 400 yıl öncesinde gün içinde uykulu olmanın hastalıkların göstergesi olduğunu ve

gece uykusuzluğunun ağrı ve acının işareti olduğunu bildirmiştir. Orta çağ zamanlarında bronşiyal astım

gibi hastalıklara ait günlük değişimlerin raporları vardır [10] . Otuz yıldan fazladır kemirgenler ve

insanlarda ilaç absorbsiyonu ve dağılımının gündüz değişikliklere maruz kaldığı bilinmektedir. Bundan

dolayı ilaç biyoyararlanımındaki 24 saatlik değişiklik, yüzden fazla ilaç için saptanmıştır. Örneğin;

asetaminofen ve teofilin akşam saatleriyle karşılaştırıldığında gündüz farklı bir farmakokinetik

göstermektedir. Bu değişiklikler, ilaç absorbsiyonunu ve dağılımını etkileyen birçok fizyolojik ve

moleküler süreçteki zamana bağımlı değişikliklerin sonucudur [3] .