Mutlak Mekandan İlişkisel Mekana: Newtoncu ve Leibnizci Mekan Yaklaşımlarının Sanayi Bölgelerinin Mekansal Örgütlenmesindeki Yansımaları


Creative Commons License

Çankaya M. C., Alp Ş.

IX. BİLSEL INTERNATIONAL GORDİON SCIENCE RESEARCH CONGRESS , Ankara, Türkiye, 5 - 06 Ağustos 2026, ss.164-172, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.164-172
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Bu çalışma, mekânın ontolojik statüsüne ilişkin iki temel yaklaşımı — Newtoncu mutlak mekân anlayışı ile Leibnizci ilişkisel mekân yaklaşımını — sanayi bölgelerinin ve sanayi peyzajlarının mekânsal örgütlenmesi bağlamında karşılaştırmalı olarak ele almaktadır. Çalışmanın temel sorusu, sanayi alanlarının yalnızca üretim birimlerinin yerleştirildiği ölçülebilir ve nötr yüzeyler olarak mı, yoksa üretim, insan, toplum, peyzaj ve doğa arasındaki ilişkiler aracılığıyla sürekli yeniden üretilen dinamik mekânsal sistemler olarak mı değerlendirilmesi gerektiğidir. Çalışma, Newtoncu mutlak mekân anlayışı ile Leibnizci ilişkisel mekân yaklaşımını temel alan kavramsal ve karşılaştırmalı bir literatür analizine dayanmaktadır. Bu iki yaklaşım; endüstriyel simbiyoz, insan mekân ilişkileri, sanayi-doğa etkileşimleri ve sanayi-kent bağlantıları üzerinden incelenerek sanayi alanlarının planlama pratiklerine yönelik yansımaları değerlendirilmektedir. Analiz sonucunda, parselasyon, işlevsel bölgeleme ve altyapı standardizasyonu gibi uygulamaların Newtoncu mekân anlayışının ölçülebilirlik ve düzen ilkeleriyle; işletmeler arası kaynak akışları, çalışan deneyimi, ekolojik süreçler ve kentsel bağlantıların ise Leibnizci ilişkisel mekân anlayışıyla örtüştüğü görülmektedir. Çalışma ayrıca sanayi peyzajının yalnızca estetik veya artık alan niteliğinde değil; su yönetimi, mikroklima düzenleme, biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi, çalışan iyilik hali ve sanayi-kent bütünleşmesini destekleyen çok işlevli bir altyapı olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Sonuç olarak Newtoncu ve Leibnizci yaklaşımlar birbirini dışlayan değil, sanayi alanlarının fiziksel düzenini ve ilişkisel karmaşıklığını açıklayan tamamlayıcı perspektifler sunmaktadır. Sürdürülebilir ve yaşanabilir sanayi bölgelerinin, ölçülebilir mekânsal organizasyon ile bağlamsal ve sistemik ilişkilerin birlikte ele alınmasıyla oluşturulabileceği ileri sürülmektedir.

 Anahtar Kelimeler: Mutlak mekân, İlişkisel mekân, Sanayi bölgeleri, Sanayi peyzajı, Endüstriyel simbiyoz

This study comparatively examines two foundational approaches to the ontology of space — Newtonian absolute space and Leibnizian relational space — in the context of the spatial organization of industrial areas and industrial landscapes. The central question is whether industrial areas should be understood merely as measurable and neutral surfaces on which production units are located, or as dynamic spatial systems continuously produced through interactions among production, people, society, landscape, and nature. The study is based on a conceptual and comparative literature analysis of Newtonian and Leibnizian understandings of space. These approaches are examined through four interconnected themes: industrial symbiosis, human–space relations, industry–nature interactions, and industry–city connections, in order to evaluate their implications for industrial planning practices. The analysis indicates that practices such as land subdivision, functional zoning, and infrastructure standardization reflect Newtonian assumptions of measurable and ordered space, whereas resource flows between firms, employee experiences, ecological processes, and urban connections correspond to a relational understanding of space. The study further argues that industrial landscapes should not be regarded merely as decorative or residual land uses, but as multifunctional infrastructures that integrate stormwater management, microclimate regulation, biodiversity support, employee well-being, and industry–city integration. In conclusion, Newtonian and Leibnizian approaches are considered complementary rather than mutually exclusive perspectives for understanding the physical organization and relational complexity of industrial areas. The study suggests that sustainable and livable industrial areas can be achieved through the combined consideration of measurable spatial structures and the contextual, systemic relations through which space is continuously produced.

Keywords: Absolute space, Relational space, Industrial areas, Industrial landscape, Industrial symbiosis