GEÇMİŞİ GELECEĞE BAĞLAYAN GELENEK: KÜTÜK ATMA


Creative Commons License

Solmaz M.

BINGOL 6th INTERNATIONAL CONFERENCE ON SOCIAL SCIENCES, Bingöl, Türkiye, 27 - 29 Mart 2026, ss.381-388, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Bingöl
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.381-388
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Sevinci dışa vurmak ve paylaşmak için uygulanan kutlamaların coşkusu sayesinde sahip oldukları kültürel değerleri ifade etme fırsatı bulan insanlar birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunu coşkuyla paylaşarak ruhen kendilerini daha güçlü hissederler. Korku ve sevgi duygularının aynı anda ve bir arada yaşatıldığı bir imge olarak insan üzerinde önemli etkiler bırakan ağaç, geçmişten günümüze kadar Türk kültüründe yaşatılmış bir varlıktır. Ağaçtan elde edilen kütüğün toplumda ortak bilincin aracı haline gelmesi, bu kutsallığın fiziksel bir sembole dönüşmesine neden olmuş, toplumsal hafızanın canlı tutulmasına ve kuşaklar arası kültürel aktarımı desteklemekte kullanılmıştır. İlk erkek çocuğu doğduğunda yapılan bir tören olan kütük atma geleneği, temelde aynı olmasına rağmen ayrıntıda bazı farklılıklarla, Karamanoğlu Beyliği’nin hüküm sürdüğü bölgelerde sekiz yüz yıldan bu yana sürmektedir. Çalışmamızda; insan yaşamını doğumundan ölümüne kadar çevreleyen, tarih içinde birbirleriyle karşılıklı etkileşim içerisinde büyüyen kültür unsurları içerisinde yer alan kütük atma geleneğinin Burdur çevresi ile Konya’nın Hadim ilçesine bağlı Korualan ve Taşkent ilçesine bağlı Balcılar yerleşim yerlerindeki uygulamalar gösterilecektir. Kütük atma geleneği, özellikle kırsal kesimde, topluluk bilincini pekiştiren Türk halk kültürü içerisinde yüzyıllarca toplumsal dayanışma bağlamında ortaya çıkan, zamanla törensel ve eğlence amaçlı bir halk pratiğine dönüşen nitelikli ama sembolik uygulamalardan birisidir. Yardımlaşma ve birliktelik kavramları etrafında şekillenen etkinlik sırasında köy halkının bir araya gelmesi, mani, tekerleme gibi sözlü kültür ürünleriyle kutlamanın zenginleştirilerek desteklenmesi geleneğin sosyal yönünü güçlendirir. 

Through the excitement of celebrations designed to express and share joy, people find an opportunity to express their cultural values. By enthusiastically sharing the spirit of unity, togetherness and solidarity, they feel stronger in spirit. The tree, an image that simultaneously evokes feelings of fear and love, has had a significant impact on humanity and has been preserved in Turkish culture from past to present. The log obtained from the tree became a vehicle for collective consciousness in society, transforming this sacredness into a physical symbol, used to keep social memory alive and support intergenerational cultural transmission. The tradition of log throwing, a ceremony performed when the first son is born, has been practised for eight hundred years in the regions ruled by the Karamanid Beylik, with some variations in detail but essentially the same. Our study will examine the tradition of log throwing, which is part of the cultural elements that surround human life from birth to death and have grown in mutual interaction throughout history, as practised in the Burdur region and in the settlements of Korualan in the Hadim district of Konya and Balcılar in the Taşkent district. The tradition of log throwing is one of the distinctive yet symbolic practices that emerged within Turkish folk culture, particularly in rural areas, over centuries in the context of social solidarity, strengthening community consciousness, and which over time became a ceremonial and entertainment-oriented folk practice. The gathering of the village community during the event, which is shaped around the concepts of mutual aid and togetherness, and the enrichment and support of the celebration with oral cultural products such as rhymes and nursery rhymes, strengthens the social aspect of the tradition.