Instagram’da Sanat İzleme Pratiği: Gündelik Dijital İçeklerin Sanat Deneyimini Dönüştürmesi ve Kurumların Buna Uyum Stratejileri


Özrili Y., Özrili A. S.

Manifest’OU 2. Uluslararası Sanat ve Tasarım Sempozyumu Tam Metin Kitabı, İstanbul, Türkiye, 10 Mart - 12 Haziran 2026, ss.278-286, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.278-286
  • Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Kültür endüstrisinin geldiği bu noktada popüler kültürün sosyal medya platformu Instagram’ın gündelik kullanım pratiklerinin (kaydırma, beğenme, hızlı tüketme, filtreleme ve kişiselleştirilmiş akış) bireylerin sanatla kurduğu ilişkiyi nasıl derinden dönüştürdüğünü ele almak ve bu dönüşüm karşısında sanat kurumlarının (müzeler, galeriler, bienaller) geliştirdiği yönetim stratejilerini kritik bir analize tabi tutmak bu araştırmanın temel motivasyon kaynağını oluşturmaktadır. Bu çalışmanın temel argüman, Instagram’ın sadece bir pazarlama aracı değil, aynı zamanda yeni bir estetik deneyim rejimi dayattığı üzerine kurulu olma pozisyonudur. Platformun algoritmik yapısı, görsel kültürü parçalı, duygusal (like/beğeni odaklı) ve akışkan bir forma sokarak, geleneksel sanat izleme pratiğinin gerektirdiği derinlik, bağlam ve sürekliliği yeniden biçimlendirmesidir. Bu durum, sanatın gündelik hayatın görsel gürültüsü içinde anlam kaybına uğraması tehlikesiyle birlikte, daha geniş ve erişilebilir bir kitleye ulaşma gibi bir paradoksal fırsatı da beraberinde getirmektedir. İçerik stratejileri olarak, Mükemmel kare estetiğine uygun, platforma özgü içerik üretimi, etkileşimi tetikleyen sorular ve etkinlik duyurularıdır. Sergileme ve üretim stratejileri bakımından, fiziksel sergi tasarımlarının Instagram’da çekilebilir anlar yaratacak şekilde kurgulanmasıdır. Algoritmayı anlama ve yönlendirme çabaları açısından da izleyici verileri üzerinden kişiselleştirilmiş iletişim; sanal topluluk inşasıdır. Sonuç olarak bu çalışma, gündelik dijital davranışların dayattığı yeni koşulların, sanat yönetiminin odağını sadece pazarlamadan, içerik üretiminin ve hatta sanatsal küratöryel kararların merkezine doğru kaydırdığını iddia etmektedir. Bu sürecin, sanatın demokratikleşmesi ile yüzeyselleşmesi, erişilebilirlik ile ticarileşme arasındaki gerilimi nasıl yönettiği, eleştirel olarak tartışmaya açılacaktır.