DİSBİYOZİS, METABOLİK SENDROM VE BESLENME MÜDAHALELERİ
SAĞLIK & BİLİM 2026: BESLENME -II-, Dr. Öğr. Üyesi Hatice BAYGUT,Prof. Dr. Yasemin BEYHAN, Editör, Efe Akademik Yayıncılık, İstanbul, ss.71-88, 2026
- Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Diğer
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.59617/efepub2026022
- Yayınevi: Efe Akademik Yayıncılık
- Basıldığı Şehir: İstanbul
- Sayfa Sayıları: ss.71-88
- Editörler: Dr. Öğr. Üyesi Hatice BAYGUT,Prof. Dr. Yasemin BEYHAN, Editör
- Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
nsan gastrointestinal sistemi, bakteriler, virüsler, mantarlar ve arkeleri
içeren karmaşık bir ekosisteme sahiptir. Bu mikroorganizmaların oluşturduğu
bu topluluk, “bağırsak mikrobiyotası” olarak tanımlanır ve çoğunluğunu
bakterilerin oluşturduğu yaklaşık 100 trilyon mikroorganizma içerir. İnsan
kolonunda birkaç yüz mikroorganizma türü bulunmasına rağmen, bireyler
arasında mikrobiyal popülasyonun bileşiminin büyük ölçüde değiştiği yapılan
çalışmalarla ortaya konmuştur. Bağırsak mikrobiyotası yalnızca sindirim
süreçleriyle sınırlı olmayan; enerji homeostazı, immün yanıt, inflamasyon,
glukoz metabolizması ve kardiyometabolik sağlık üzerinde etkili olan
dinamik bir biyolojik sistem olarak kabul edilmektedir (Weissman ve ark.,
2021).
Metabolik sendrom; abdominal obezite, insülin direnci, hipertansiyon,
hipertrigliseridemi ve düşük HDL kolesterol düzeylerinin birlikte görüldüğü,
kardiyovasküler hastalık ve tip 2 diyabet riskini artıran çok bileşenli bir klinik
tablodur. İnsülin direnci, kronik inflamasyon, otonomik disfonksiyon ve
oksidatif stres gibi çeşitli faktörlerle ilişkilendirilen metabolik sendromun
patogenezinde, bağırsak mikrobiyotasındaki yapısal ve işlevsel değişimlerin
de önemli rol oynayabileceği; özellikle bağırsak bariyeri bütünlüğü, metabolik
endotoksemi, mikrobiyal metabolit üretimi ve konağın immün-metabolik
yanıtları üzerinden etkili olabileceğini düşündürmektedir (Sasidharan Pillai &
Ashraf, 2026).
Bu bölümde disbiyozisin temel özellikleri, metabolik sendromla ilişkili
başlıca biyolojik mekanizmalar, mikrobiyota kaynaklı metabolitlerin olası
rolleri ve güncel beslenme müdahalelerinin klinik anlamı ele alınmaktadır.
Temel sav, bağırsak mikrobiyotasının metabolik sendromla ilişkili süreçlerde
yalnızca eşlik eden bir belirteç değil, belirli koşullarda patofizyolojik katkı
sunan bir düzenleyici olarak değerlendirilmesi gerektiği; bu nedenle beslenme
temelli müdahalelerin de önleyici ve destekleyici tedavi stratejileri içinde
önemli bir yer tuttuğudur.