Yalanın Halk Kültüründeki Yeri ve İşlevi
INTERNATIONAL JOURNAL OF LANGUAGE LITERATURE AND CULTURE RESEARCHES, cilt.9, sa.2, ss.504-518, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 9 Sayı: 2
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.37999/udekad.1891505
- Dergi Adı: INTERNATIONAL JOURNAL OF LANGUAGE LITERATURE AND CULTURE RESEARCHES
- Derginin Tarandığı İndeksler: Linguistic Bibliography, MLA - Modern Language Association Database, TR DİZİN (ULAKBİM), MLA International Bibliography
- Sayfa Sayıları: ss.504-518
- Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
İnsan ilişkilerini zedeleyen yalan, hem dini öğretilerde hem de toplumsal kurallarda bir sorun olarak görülmektedir. Çalışmamızda nitel araştırma yöntemi benimsenmiş, yalan olgusunun, sözlü kültür ürünleri başta olmak üzere, halk kültüründeki yeri ve işlevi incelenmiştir. Araştırmamızın amacı, kişisel çıkarlar için kandırmak amacı güdülerek söylenen yalan ifadeler ile toplumsal gerçekleri belirli imgeler ve motifler aracılığıyla dile getiren sözlü kültür ürünlerinin, her ikisi de kurgusal olmasına rağmen, aynı ya da eşdeğer olarak görülmediğini göstermektir. İncelememizde, türü ne olursa olsun her metnin kurgusal olduğu, kurgusallığın doğrudan yalanı ifade etmediği tespit edilmiştir. Yalanın; kandırmak, yanlış tarafa yönlendirmek gibi olumsuz amaçları olduğu, sözlü kültür ürünü olan anlatıların ise kültür aktarımı, bireyleri eğitmek, ders çıkarmak, eğlendirmek, bireylerin sosyalleşmesini sağlamak gibi amaçlar taşıdığı anlaşılmıştır. Yalanın halk kültüründe sadece olumsuz bir değer olarak değil, kültürel belleğin üretiminde ve toplumsal normların inşasında işlevsel bir unsur olarak var olduğu halk kültüründen farklı örnekler verilerek tespit edilmiştir.
Lies that damage human relationships are seen as problematic in both religious teachings and social norms. Our study employed a qualitative research method to examine the place and function of lying in folk culture, particularly in oral cultural products. The aim of our research is to show that false statements made with the intention of deceiving for personal gain and oral-culture products that express social realities through specific images and motifs are not seen as equivalent, even though both are fictional. In our study, it was determined that every text, regardless of its type, is fictional and that fictionality does not directly imply falsehood. It has been understood that lies have negative purposes, such as deceiving and misleading, while narratives, which are products of oral culture, serve purposes such as cultural transmission, educating individuals, teaching lessons, entertaining, and facilitating the socialisation of individuals. It has been determined, through various examples from folk culture, that lying exists not only as a negative value in popular culture, but also as a functional element in the pruduction of cultural memory and the construction of social norms.