Afet Risk Önleme Politikalarında Önleyiciliği Yeniden Düşünmek: Yükümlülükleri Haklara Dönüştürmek


Güler İ. Ö., ÇİLİNGİR G. A.

Antalya Bilim Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, sa.27, ss.133-164, 2026 (TRDizin)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: Sayı: 27
  • Basım Tarihi: 2026
  • Dergi Adı: Antalya Bilim Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
  • Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Sayfa Sayıları: ss.133-164
  • Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Afetler, genellikle engellenemeyen doğal olaylar olarak algılanır; ancak, afet risk çalışmaları göstermiştir ki afet kayıpları öncelikle insan kararları, yönetimsel zafiyetler ve yapısal olarak üretilen kırılganlıklar ile ortaya çıkmaktadır. Buradaki yerleşik bakış açısına karşın yasal düzenlemeler ve politika belgeleri büyük ölçüde afetlere tepkisel bir yaklaşım benimsemekte, afet riskini önleme ve yönetmeye odaklanmaktan çok afet sonrası müdahale, iyileştirme ve eski haline getirme uygulamalarına odaklanmaktadır. Bu makale, afet riskini yapısal, politik ve yönetsel bir olgu olarak ele alarak, mevcut insan hakları düzenleme ve uygulamalarının bu süreçteki sınırlılıklarını ele almaktadır. Bu sınırlılığın insan hakları hukuku içerisinde daha normatif bir gerilimi yansıttığını savunmaktadır. Devlet yükümlülükleri genişlemiş olmakla birlikte, bu yükümlülükler özellikle ekonomik ve sosyal haklar bağlamında dağınık, koşullu ve genellikle kaynak mevcudiyeti ve politika takdiri çerçevesinde belirlenmektedir. Bu durum afet riski alanında zararın önlenmesini tutarlı biçimde ele almayı engellemekte ve insan hakları ihlallerine yol açmaktadır. Buradaki gerilime dayanarak çalışma haklar ve yükümlülükler arasındaki geleneksel doğrusal ilişkiyi sorgulayan kavramsal bir çerçeve geliştirmeyi amaçlamaktadır. Belirli koşullar altında, özellikle afet risk yönetimi alanında, devlet yükümlülüklerinin kümülatif biçimde genişleme ve yoğunlaşmasına koşut yeni hakları da ortaya çıkarabileceğini savunmaktadır. Bu bağlamda, afet riskinden korunma hakkı, mevcut hakların türetilmiş bir uzantısı olarak değil, kolektif risk, yapısal kırılganlık ve ortak sorumluluk anlayışına dayanan, bağımsız dayanışma temelli bir insan hakkı olarak kavramsallaştırılmaktadır. Makalede bağımsız bir insan hakkı olarak afet risklerinden korunma hakkının politika alanında ortaya çıkaracağı sonuçları tartışarak hesap verebilirliği güçlendirmek, yapısal kırılganlığı azaltmak ve afet risklerini azaltmayı daha geniş bir yaklaşımla gelişme ve yönetim süreçlerine entegre etmek için normatif bir araç olarak işlev görebileceği savunulmaktadır. Afet risk yönetimi ile insan hakları teorisi arasında köprü kurarak, karmaşık ve sistematik küresel risklere bir yanıt olarak insan haklarının evrimi üzerine yürütülen tartışmalara katkıda bulunulmaktadır.
Disasters are generally perceived as unavoidable natural events; however, disaster risk studies have shown that disaster losses primarily result from human decisions, managerial failures, and structurally generated vulnerabilities. Despite this established perspective, legal regulations and policy documents largely adopt a reactive approach to disasters, focusing more on post-disaster response, recovery, and restoration practices rather than on disaster risk prevention and management. This article examines disaster risk as a structural, political, and managerial phenomenon, addressing the limitations of existing human rights regulations and practices in this process. It argues that this limitation reflects a more normative tension within human rights law. While state responsibilities have expanded, these responsibilities, particularly in the context of economic and social rights, are fragmented, conditional, and generally determined by resource availability and policy discretion. This prevents a consistent approach to damage prevention in the field of disaster risk and leads to human rights violations. Based on this tension, the study aims to develop a conceptual framework that questions the traditional linear relationship between rights and responsibilities. It argues that under certain conditions, particularly in the field of disaster risk management, the cumulative expansion and intensification of state responsibilities can also give rise to new rights. In this context, the right to protection from disaster risk is conceptualized not as a derived extension of existing rights, but as an independent, solidarity-based human right rooted in the understanding of collective risk, structural vulnerability, and shared responsibility. The article discusses the implications of the right to protection from disaster risks as an independent human right in the policy arena, arguing that it can function as a normative tool to strengthen accountability, reduce structural vulnerability, and integrate disaster risk reduction into broader development and governance processes. By bridging the gap between disaster risk management and human rights theory, it contributes to the ongoing debate on the evolution of human rights in response to complex and systemic global risks.