KANT’IN AHLAK METAFİZİĞİNDE TEMEL AHLAKİ İLKE: EVRENSELLEŞTİRİLEBİLME


Aktürk E.

INTERNATIONAL CONFERENCE ON STEM AND EDUCATIONAL SCIENCES, Muş, Türkiye, 3 - 05 Mayıs 2018, ss.232

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Muş
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.232
  • Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Kant’ın ahlak metafiziğinde bütün ahlakî ilkelerin kendisine dayandığı temel ahlakî bir ilke söz konusudur ve bunun “evrenselleştirilebilme” ilkesi olarak da adlandırılması mümkündür. Neden? Kant açısından bakıldığında, ahlaki bir ilkenin değişmez bir biçimde uygulanabilir olması zorunludur; çünkü ahlaki bir emir benzeri durumda olan herkes için geçerli olmalıdır. Bu durumda, ahlakî bir emrin herkes için geçerli olması ile (bu emrin) evrensel bir ilkeye dayanması arasında doğrudan bir bağlantı vardır. Böylece ‘kişinin öznel ahlâkî ilkesi evrensel bir değer taşımalıdır’ önermesi Kant açısından temel bir yaklaşımdır. Kişinin kendisi için belirlediği/istediği bir yasanın herkes için geçerli olabilecek (evrensel) bir karaktere sahip olması kaçınılmazdır. Burada, herkes tarafından istenebilecek evrensel bir yasa olacak şekilde hareket etmesi kişi açısından zorunlu bir durumdur.

Açıkça görüldüğü gibi, ahlaki bir buyruk ancak evrensel bir ilkeye dayandığında onun herkes için geçerli olmasından söz edilebilir. Kant’ın sözünü tutmayan adam metaforu buna iyi bir örnek olarak verilebilir. Bu şahıs bu borcu ödeyemeyeceğini iyi biliyor, ama belirli bir zaman sonra ödeyeceği konusunda sağlam görünen bir söz vermezse, ona beş para ödünç verilemeyeceğini de görüyor. Söz konusu şahıs, borç para aldığı kişiye ‘bu parayı hafta sonundan önce geri vereceğim’ dediği halde, örneğin, bir ayakkabı mağazasındaki bir günlük ucuzluktan yararlanmak ister ve parayı bu ucuzluktan yararlanmak için harcar. Burada kişinin bu eyleminin dayandığı ilke nedir? Bu ilkenin “sözümü yerine getirmek beni istediğimi şeyden yoksun bırakırsa sözümü tutmayacağım” şeklinde ifade edilmesi mümkündür. Pekala herkesin bu ilkeye göre davranmasını gerçekten istemek mümkün müdür? Bu soruya ‘hayır’ biçiminde olumsuz bir yanıt vermek çok kolay görünmektedir. Neden? Eğer, söz konusu olan ilke (evrensel bir ilk olacak şekilde) herkesin takip edeceği genel bir kural olursa tüm söz verme kurumu çöker. Böylece kimse bir söz verme zahmetine bile katlanmaz. O halde bu ilkenin tutarlı bir şekilde herkes tarafından istenmeyeceği rahatlıkla söylenebilir.

Böylece, Kant açısından “işinize geldiğinde yalan söyleyin” ilkesinin herkesin davranışına rehberlik eden evrensel bir ilke olamayacağı açıktır. Yalan söylemenin istisna değil de kural olması durumunda birisi herhangi bir şey söylediğinde o kişinin söylediklerinin doğru olup olmadığı asla bilinmeyecektir. Dolaysısıyla o kişinin doğru söylediği asla varsayılmayacaktır. Böylece, bütün bir yargıda bulunma işi tehlikeye düşecektir. Çünkü “dışarda yağmur yağıyor” dediğiniz zaman, insanların sizin doğruyu söylediğinize inanmaları için hiçbir gerekçe olmayacak, dolayısyla “yağmur yağıyor” yargısı anlamını yitirecek ve hatta yargı olmaktan çıkacaktı. Eğer yalan söylemek norm olsaydı, o zaman, yargıda bulunmak imkansızlaşacak ve hatta yalanlar da yargı olduğu için, yalan söylemenin kendisi de imkansız olacaktı. Kant için ahlakî bir eylemim ayırt edici işareti, bir insanın eyleminin temelinde yatan ilkedir, onun peşinde koştuğu özel amaç değildir. Kişi evrenselleştirilemez bir ilkeye göre davranırsa bu durum kişinin ahlak-dışı davranmasını gösterecektir.