ÇOCUKLARI DİŞLENME DÖNEMİNDE OLAN EBEVEYNLERİN BİLGİ VE FARKINDALIK DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ


Creative Commons License

AVCI B., Zelcek H. T.

Cumhuriyet Dental Journal , cilt.29, sa.2, ss.251-260, 2026 (Scopus, TRDizin)

Özet

Amaç: Bu çalışmanın amacı, 0–4 yaş arası çocuğu olan ebeveynlerin diş çıkarma sürecine ilişkin bilgi, inanç ve uygulamalarını değerlendirmek ve sosyodemografik faktörlerin bu durum üzerindeki etkisini incelemektir. Gereç ve Yöntemler: Kesitsel nitelikteki bu çalışmaya çocuk diş hekimliği kliniğine başvuran 416 ebeveyn katılmıştır. Veriler; demografik bilgiler, algılanan diş çıkarma belirtileri, kullanılan yöntemler, bilgi kaynakları ve genel bilgi düzeyini içeren 17 soruluk yapılandırılmış bir anketle toplanmıştır. Veriler Pearson Ki-kare, Fisher’s exact, Yates düzeltmesi ve Bonferroni düzeltmeli z-testleri ile analiz edilmiştir (p<0,05). Bulgular: En sık bildirilen belirtiler; ısırma isteği (%95,0), diş eti kaşınması (%92,3), huzursuzluk (%90,1), artmış salya (%81,0) ve iştah kaybı (%80,5) olmuştur. Anneler ateş (p=0,003) ve iştah kaybını (p=0,004) daha fazla bildirmiş; babalar ise ısırma davranışını daha sık gözlemlemiştir (p=0,025). En yaygın kullanılan yöntemler; diş kaşıyıcı (%78,4), sert meyve/sebze ile masaj (%59,9) ve diş jeli kullanımı (%38,0) olarak belirlenmiştir. Eğitim düzeyi arttıkça soğuk uygulama ve kanıta dayalı bilgi kaynaklarının kullanımı artarken; düşük eğitim seviyelerinde sosyal medya ve aile büyüklerine başvuru daha yaygındır (p<0,05). Sonuçlar: Ebeveynlerin diş çıkarma sürecine ilişkin bilgi düzeyi genel olarak yeterli olsa da, özellikle sistemik belirtilerin yalnızca diş çıkarma ile ilişkilendirilmesi ve gereksiz uygulamaların devam etmesi dikkat çekicidir. Eğitim düzeyi ve cinsiyet semptomların yorumlanması ve kullanılan yöntemler üzerinde belirleyici olmuştur. Rutin pediatri ve diş hekimliği kontrollerine kısa ve kanıta dayalı ebeveyn bilgilendirmelerinin eklenmesi, riskli uygulamaların önlenmesine ve olası sistemik hastalıkların erken fark edilmesine katkı sağlayabilir.
Objectives: This study aimed to evaluate parents’ knowledge, beliefs and practices concerning teething in children aged 0–4 years, and to determine how these are influenced by sociodemographic factors. Materials and Methods: A cross-sectional study was conducted with 416 parents attending a paediatric dentistry clinic. Data were obtained via a 17-item structured questionnaire assessing demographic characteristics, perceived teething symptoms, management strategies, information sources and overall knowledge. Statistical analyses included Pearson’s chi-square test, Fisher’s exact test, Yates’ continuity correction and Bonferroni-adjusted z-tests (p<0.05). Results: The most frequently reported symptoms were biting (95.0%), gingival itching (92.3%), irritability (90.1%), drooling (81.0%) and loss of appetite (80.5%). Mothers reported fever (p = 0.003) and appetite loss (p = 0.004) more frequently, whereas fathers more commonly observed biting behaviour (p = 0.025). The most frequently used management strategies were teething rings (78.4%), gingival massage with firm fruits or vegetables (59.9%) and teething gels (38.0%). Higher educational status was significantly associated with the use of cold applications and evidence-based information sources, while lower educational status correlated with reliance on social media and advice from relatives (p < 0.05). Conclusions: Parental knowledge of teething was generally adequate; however, persistent misconceptions—particularly the attribution of systemic symptoms to teething and the use of unnecessary or potentially harmful interventions—were identified. Education level and gender emerged as the primary factors influencing symptom perception and management choices. Brief, evidence-based guidance delivered during routine paediatric or dental appointments may support safer symptom management, reduce inappropriate practices and facilitate earlier recognition of systemic conditions.