Yaşa Bağlı Makula Dejeneresansının İntravitreal Ranibizumab ile Tedavisinde Gerçek Yaşam Deneyimleri


Creative Commons License

Özer M. D. , Cebeci Z., Yılmaz Y. C. , Kır N.

50. TOD Ulusal Kongresi, Antalya, Türkiye, 9 - 13 Kasım 2016, ss.44

  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.44

Özet

AMAÇ: Yaş tip yaşa bağlı maküla dejenerasyonunda (YBMD) intravitreal ranibizumab

uygulamalarının kliniğimizdeki gerçek yaşam sonuçlarını değerlendirmek.

GEREÇ-YÖNTEM: 2009-2014 yılları arasında kliniğimize başvurmuş olan ve YBMD tanısı

alan hastaların iki yıllık takip sonuçları geriye dönük olarak incelendi. Yaşa bağlı maküla

dejeneresansı nedeniyle KNVM gelişen ve daha önce tedavi uygulanmamış olan olgular çalışma

kapsamına alındı. Başlangıç, 3, 6, 12, 18 ve 24. aylardaki görme keskinlikleri, santral makula

kalınlıkları, OKT’de pigment epitel dekolmanı, intraretinal ve subretinal sıvı varlığı

değerlendirildi. PRN protokolüne göre tedaviye devam edildi.

BULGULAR: Çalışmaya tedavi uygulanan 89 hastanın 101 gözü dahil edildi. Hastaların 34’ü

(%38,2) erkekti ve ortalama yaş 74 (52-91) olarak bulundu. Ortalama takip süresi ise 24,82 (24-

29) aydı. Ortalama kontrol sayısı ilk yıl için 8,4 (7-12), ikinci yıl 6,6 (4-12) olarak bulundu.

Ortalama enjeksiyon sayısı ilk yıl 5,8 (3-10), ikinci yıl 4,2 (0-9) saptandı. Görme keskinlikleri

değerlendirildiğinde; 3. ayda 90, 6. ayda 83, 12. ayda 76, 18. ve 24. aylarda ise 74 gözde görme

keskinliğinde artış sağlandı. Üçüncü ayda 9 gözde, 6. ayda 12, 12. ayda 7, 18. ayda 11 ve 24.

ayda ise 13 gözde vizyonda değişiklik izlenmedi. Hastaların tedavi öncesi OKT’de saptanan

ortalama SMK 437,99 um bulurken tedavi sonrası 3, 6, 12, 18 ve 24. aylardaki SMK sırasıyla

348,05 um, 350,72 um, 349,24 um, 361,24 um, 344,13 um olarak bulundu (p<0,01 wilcoxon

signed rank test)

SONUÇ: İntravitreal ranibizumab; yaş tip YBMD tedavisinde etkin ve güvenli bir tedavi

şeklidir. Çalışmamızda anatomik ve fonksiyonel başarı elde edilmesine rağmen, ortalama

enjeksiyon ve vizit sayısı literatürdeki randomize, kontrollü klinik çalışmalara kıyasla daha

düşük sayıda saptanmıştır. Gerçek yaşam çalışmalarının verileri ile kıyaslandığında enjeksiyon

ve vizit sayılarımız bu çalışmalarla uyumlu bulunmuştur.