The Relationship Between Investment Expenditures and Financial Flexibility: A Study on Borsa Istanbu


Akçay A., Sayın H. C.

İşletme Araştırmaları Dergisi, vol.14, no.1, pp.846-864, 2022 (Peer-Reviewed Journal) identifier

Abstract

Purpose – Financial flexibility, which expresses the ability of a company to mobilize its financial resources against uncertain future situations, is especially important in terms of maximizing firm value by enabling companies in underdeveloped and developing countries to respond quickly and on time to profitable investment opportunities. The aim of this study is to determine whether there is a relationship between financial flexibility and capital expenditures. Design/methodology/approach – In this study, three different models were created in which capital expenditures (CE) are considered as the dependent variable. Based on the relevant literature, firms with low leverage ratio (LL) and/or holding high cash (HC) were accepted as financially flexible firms. Therefore, low leverage (LL) in Model 1, high cash (HC) in Model 2, and low leverage-high cash (LLHC) in Model 3 are included in the analysis as independent variables. Return on assets ratio, asset structure, growth opportunities, firm size and cash flow rate were used as control variables in the models. Based on the 9-year data of 197 companies traded in Borsa Istanbul between 2012 and 2020, a panel containing 1,773 observations was created. The data were analyzed by panel data analysis method. Eviews 10 and Stata 15 package programs were used in the empirical analysis. Findings – As a result of the panel data regression analysis, it was determined that approximately 27% of the firms have financial flexibility by having low leverage ratio and high cash holdings at the same time, and there was a positive increase in the capital expenditures of firms with financial flexibility. In addition, a positive and statistically significant relationship was observed between capital expenditures and only low leverage and, only high cash holdings. Discussion – The results indicate that firms are able to provide financial flexibility through low leverage – high cash holdings and thus have the opportunity to finance profitable investment opportunities without difficulty in obtaining funds.
Amaç – Bir firmanın gelecekteki belirsiz durumlar karşısında finansal kaynaklarını harekete geçirme kabiliyetini ifade eden finansal esneklik, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde faaliyetlerini sürdüren firmaların kârlı yatırım fırsatlarına hızlı ve zamanında tepki vermesini sağlayarak firma değerini maksimize etmesi açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, firmaların finansal esneklik düzeyleri ile yatırım harcamaları arasında bir ilişki olup olmadığını tespit etmektir. Yöntem – Çalışmada, yatırım harcamalarının (YH) bağımlı değişken olarak belirlendiği üç ayrı model oluşturulmuştur. İlgili literatüre dayanarak düşük kaldıraç oranı (DK) ve/veya yüksek nakde (YN) sahip firmalar finansal olarak esnek firmalar kabul edilmiş ve bu doğrultuda Model 1’de düşük kaldıraç (DK), Model 2’de yüksek nakit (YN) ve Model 3’te her iki koşulu bir arada barındıran düşük kaldıraç-yüksek nakit (DK-YN) bağımsız değişkenler olarak analize dahil edilmiştir. Modellerde kontrol değişkenleri olarak aktif kârlılık oranı, varlık yapısı, büyüme fırsatları, firma büyüklüğü ve nakit akış oranı kullanılmıştır. Borsa İstanbul’da 2012-2020 yılları arasında işlem gören 197 firmanın dokuz yıllık verileri temelinde 1.773 adetlik gözlem içeren bir panel oluşturulmuş ve veriler panel veri analiz yöntemiyle analize tabi tutulmuştur. Ampirik analizlerde Eviews 10 ve Stata 15 paket programlarından yararlanılmıştır. Bulgular – Yapılan panel veri regresyon analizi sonuçlarına göre, analiz kapsamında yer alan firmaların yaklaşık %27’sinin aynı anda hem düşük kaldıraç hem de yüksek nakit tutmak suretiyle finansal esneklik elde ettiği ve finansal esnekliğe sahip firmaların yatırım harcamalarında pozitif yönlü bir artış olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, sadece düşük kaldıraç ve sadece yüksek nakit bulundurma ile yatırım harcamaları arasında da pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki görülmüştür. Tartışma – Sonuçlar, firmaların düşük kaldıraç – yüksek nakit tutma yoluyla finansal esneklik sağlayabildiklerine ve dolayısıyla fon temininde zorluk yaşamadan kârlı yatırım fırsatlarını finanse edebilme imkânına sahip olduklarına işaret etmektedir.