Ecological and Environmental Risk Assesment of Heavy Metals in Fluvio-Lacustrine Sediments of the Moralli Stream System, Tuşba, Van, Turkey


Şen G., Yakupoğlu T.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, vol.27, no.1, pp.14-29, 2022 (Peer-Reviewed Journal)

Abstract

This study aimed to determine the relationship between heavy metal concentration and sediment particle size, with a comprehensive evaluation of the spatial variability, contamination level, and source of heavy metal contamination in the fluvio-lacustrine sediments of the Moralli Stream system, which is located in the east of Van Lake. In order to determine the heavy metal concentrations, geochemical analysis was performed with the ICP-OES (iCAP6300 Duo Thermo) device. The contamination indices, which were calculated by using the obtained geochemical data, showed “very high contamination” for Se and Zn heavy metals, “moderate-severe contamination” for Ni heavy metals and “low contamination” for other heavy metals. Geochemical and sedimentary analyses show an inversely proportional and non-linear relationship between sediment grain size and heavy metal concentration, which is due to anthropogenic effects. 

Bu çalışmada, Van Gölü doğusunda yer alan Moralli Deresi sistemi akarsugöl tortullarındaki ağır metallerin alansal değişkenliği, kirlilik düzeyi ve kirlilik kaynaklarının kapsamlı bir değerlendirmesi ile ağır metal konsantrasyonu-tortul tane boyu arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ağır metal konsantrasyonlarının belirlenmesi için ICP-OES (iCAP6300 Duo Thermo) cihazıyla jeokimyasal analiz yapılmıştır. Elde edilen jeokimyasal veriler kullanılarak hesaplanan kirlilik indisleri Se ve Zn ağır metalleri için “çok yüksek düzeyde kirlenme”, Ni ağır metali için “orta-şiddetli düzeyde kirlenme” ve diğer ağır metaller için “düşük düzeyde kirlenme” olduğunu göstermiştir. Yapılan jeokimyasal ve sedimanter analizler, tortul tane boyu ve ağır metal konsantrasyonu arasında ters orantılı ve doğrusal olmayan bir ilişkinin varlığını ve bu sonucun antropojenik etkilerden kaynaklandığını göstermektedir.