A study on mi’râciyye type in Turkish literature and Necip Fazıl Kısakürek's Miraç poem


YAVUZER M. Ş.

RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi, no.Ö13, pp.496-509, 2023 (Peer-Reviewed Journal) identifier

Abstract

Miraç refers to an event that is considered valuable by Muslims, known as the ascension of the Prophet Muhammad from Masjid al-Aqsa to the sky. Mi’râciyye, on the other hand, are poems written on this journey of the Prophet Muhammad to Allah. The fact that it was written only on the axis of this subject revealed the mi’râciyye type. The mirac event, the first example of which is seen in Ka'b bin Züheyr's Kâside-i bürde, is a subject of poetry, and it is reflected in many genres over time. It is written as a separate work, as well as as a section in genres such as Mevlid and Siyer. Hz. Mî’râciye, which is among the literary genres about Muhammad, is first seen in the Turks in the Epic of Satuk Buğra Han. Later, it is known that he was the subject of his works by many poets in both Khorasan and Anatolian geography. Poets such as Hâkim Ata, Ahmedi, Âşık Paşa and Nabi write such works. An independent example of this genre, which has survived to the present day, is recorded on paper by Necip Fazıl. Necip Fazıl, who is an important representative of post-Republican Turkish Literature in the context of Islamic Discourse, presents the Mirac event to the reader with his poem Miraç, both as reflected in the Qur'an and with the information conveyed in the hadiths, a modern poem connected to traditional images in the mi’râciyye type. The poem, which consists of thirty-two couplets, is seen to be written with a metaphysical depth. In the poem, the Mirac event is handled with all its aspects and important details and interpreted within the framework of an ontological perspective. Allah and Hz. The belief of tawhid is emphasized by drawing attention to the communication between Muhammad.
Miraç, Hz. Peygamber’in Mescîd-i Aksâ’dan göğe yükselmesi olarak bilinen, Müslümanlarca kutsal kabul edilen bir hadiseyi ifade eder. Mi’râçiyye ise Hz. Peygamber’in Allah’a olan bu yolculuğu üzerine yazılan şiirlerdir. Sadece bu konu ekseninde yazılması, mi’râçiyye türünü ortaya çıkarmıştır. Sahabelerden Ka’b bin Züheyr’in Kâside-i bürde’sinde ilk örneği görülen miraç hadisesinin şiirin bir konusu haline gelmesi zamanla birçok edebi türe yansır. Mevlit, siyer gibi türlerin içinde bir bölüm olarak yer verildiği gibi müstakil bir eser olarak da kaleme alınır. Hz. Peygamber’i konu alan edebi türler arasındaki mi’râçiyye, Türklerde ilk Satuk Buğra Han’ın destanında görülür. Daha sonra hem Horasan hem de Anadolu coğrafyasında birçok şair tarafından eserlerine konu edindiği bilinmektedir. Hâkim Ata, Ahmedî, Âşık Paşa, Nâbi gibi şairler bu türden çalışmalar kaleme alırlar. Günümüze kadar sürdürülen bu türün müstakil örneklerinden biri de Necip Fazıl tarafından yazılır. Cumhuriyet sonrası Türk Edebiyatının İslami söylem bağlamında önemli bir temsilcisi olan Necip Fazıl, Miraç adlı şiiriyle miraç hadisesini hem Kur’an’daki hem de hadislere yansıyan şekliyle mi’râçiyye türünde geleneksel imgelere bağlı modern bir şiir okura sunar. Otuz iki beyitten oluşan şiirin, metafizik bir derinlikle kaleme alındığı görülür. Şiirde miraç hadisesi bütün yönleri ve önemli ayrıntılarıyla ele alınıp ontolojik bir bakış çerçevesinde yorumlanır. Allah ve Hz. Muhammed arasındaki iletişime dikkat çekilerek tevhit inancı da ayrıca vurgulanır.