Erdemli Bir Toplumun İnşasında Retorik Sanatı: İbn Sînâ Retoriği Bağlamında Bir İnceleme


Creative Commons License

Kaplan Y.

1. Uluslararası Din ve İnsan Sempozyumu: Din, Dil ve İletişim, Eskişehir, Türkiye, 10 - 12 Ekim 2019, ss.867-875

  • Basıldığı Şehir: Eskişehir
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.867-875

Özet

Mantık sanatlarıyla ilgili hacimli eserler ortaya koyan İbn Sînâ retorik sanatını özgün bir konuma kavuşturmuş ve çeşitli eserlerinde klasik retorik sanatını detaylarıyla incelemiştir. İbn Sînâ retoriğin teknik yönlerinin yanında ahlak ve siyasetle ilişkisini de incelemiş, erdemli bir toplumun inşasında hatibin önemine işaret ederek retorik sanatını zenginleştirmiştir. Ayrıca değer merkezli bir kıyas ilmi olarak retoriği toplumun ahlaki değerlerini dikkate alarak ilerleyen bir ikna sanatı şeklinde konumlandırmıştır. İbn Sînâ retoriğinde temel hedef Aristoteles retoriğinde olduğu gibi gerçeğe ulaşmak veya adaleti sağlamak değil; iknadır. İkna, İbn Sînâ metinlerinde iradi güçle elde edilen ahlaki tutum ve erdemlerin birinci adımı olarak tanımlanmaktadır. Böylece insan iradesine ve bilinçli ahlaki bir tutumun oluşmasına hatibin retorikle müdahale etme şansı doğmaktadır. Tebliğin amacı İbn Sina’nın retorik ve ahlak ilişkisinde kurduğu örgünün özgünlüğüne işaret etmek ve retoriğin hedefine yönelik iddialarını tartışmaktır. Bu noktadan hareketle metinde ilk önce bir kıyas ilmi olarak retoriğin mahiyeti anlatılmaktadır. Daha sonra da İbn Sina retoriği çerçevesinde erdemli bir toplumun inşasında retoriğin rolü tartışılmaktadır. Sonuç olarak İbn Sina retoriğinde amelî hikmeti temsil eden ahlak ve siyasetin retorik sanatının konusu olarak belirlendiğini gözlemlemek mümkündür. Bu çerçevede retorik sanatını kullanan hatip, toplumun ürettiği değerleri merkeze alarak retorik sanatının yöntemlerini kullanır ve bu değerlere dair bilincin oluşumunda topluma katkı sunar. Böylece bir ikna yöntemi olarak retorik, İbn Sînâ felsefesinde toplumun değerlerinin taşıyıcısı olan bir kıyas sanatı olma özelliği kazanır

Ibn Sina (Avicenna), who put forward voluminous works related to the arts of logic, brought the rhetorical art to a unique position and examined the classical rhetoric art in detail in various works. Ibn Sînâ examined the relation of rhetoric with morality and politics as well as technical aspects and enriched the art of rhetoric by pointing out the importance of orator in the construction of a virtuous society. In addition, as a value-centered comparative science, it positioned rhetoric as a progressive art of persuasion taking into consideration the moral values of society. In the rhetoric of Ibn Sina, the main goal is not to reach the truth or to achieve justice, as in the rhetoric of Aristotle; it is persuasion. Persuasion is defined as the first step of moral attitudes and virtues obtained by voluntary power in Ibn Sînâ texts. Thus, the possibility of the orator to intervene in the rhetoric of the human will and the formation of a conscious moral attitude arises. The aim of the presentation is to point out the authenticity of Ibn Sina's knitting in relation to rhetoric and morality and to discuss his claims for the goal of rhetoric. From this point, the nature of rhetoric as a comparative science is first described in the text. Then, the role of rhetoric in the construction of a virtuous society within the framework of Ibn Sina rhetoric is discussed. As a result, it is possible to observe that morality and politics, which represent practical philosophy in Ibn Sina rhetoric, are the subject of rhetorical art. Within this framework, the orator who uses rhetorical art uses the methods of rhetorical art by centering the values produced by the society and contributes to the formation of consciousness about these values. Thus, as a method of persuasion, rhetoric becomes a comparative art in the philosophy of Ibn Sina, which is the carrier of the values of society.