5th International Symposium of Scientific Research and Innovative Studies, 19 - 22 Mart 2025, ss.463-464, (Özet Bildiri)
Bu çalışma,
aminoasitlerden prolin (PR) ve biyostimülan özelliklere sahip deniz yosunu (DY)
uygulamalarının taze soğan (Allium cepa L.) bitkisinin büyüme ve
gelişimi üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir.
Çalışma, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'ne ait ısıtmasız cam serada, tesadüf
blokları deneme deseni kullanılarak yürütülmüş ve bitki boyu, kök uzunluğu,
gövde çapı, yaprak sayısı, toplam yaş ve kuru ağırlık ile SPAD değeri gibi
temel büyüme parametreleri değerlendirilmiştir.
Deneme
sonuçlarına göre, bitki boyu açısından en yüksek değer (29,24 cm) PR2+DY1 (100
ppm prolin + 3 g/L deniz yosunu) kombinasyonunda elde edilmiştir. Bu sonuç,
bireysel uygulamalara kıyasla kombinasyonun büyüme üzerindeki sinerjik etkisini
ortaya koymaktadır (p < 0.001). Kök uzunluğu bakımından en yüksek değerler,
PR1+DY2 (50 ppm prolin + 5 g/L deniz yosunu, 17,02 cm) uygulamasında
gözlenmiştir, bu da bu bileşiklerin kök gelişimini teşvik edebileceğini
göstermektedir. Gövde çapı, en fazla DY2 (5 g/L deniz yosunu) uygulamasında
(5,40 mm) artış göstermiştir.
Toplam yaş
ağırlık açısından en yüksek değerler PR1+DY2 (172,67 g), en düşük değer ise kontrol
grubunda (144,00 g) bulunmuştur. Bu durum, prolinin tek başına veya deniz
yosunu ile birlikte biyokütleyi artırabileceğini göstermektedir. Kuru ağırlık
açısından en yüksek değer (22,91 g), PR2+DY1 uygulamasında elde edilmiştir.
SPAD değeri bakımından PR2+DY1 (69,53) en yüksek klorofil içeriğini sağlamış,
ancak SPAD değerleri arasındaki farklılık istatistiksel olarak anlamlı
bulunmamıştır (p = 0.1467).
Bu çalışma,
prolin ve deniz yosunu uygulamalarının taze soğan üretiminde verimi artırma potansiyeline
sahip olduğunu göstermektedir. Özellikle PR2+DY1 (100 ppm prolin + 3 g/L deniz
yosunu) kombinasyonu, en iyi büyüme ve verim sonuçlarını vermiştir. Ancak, uygulamaların
optimal dozlarının belirlenmesi, farklı çevresel koşullar altında
etkinliklerinin test edilmesi ve uzun vadeli etkilerinin üretici şartlarında
değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir.
This study was conducted to investigate
the effects of proline (PR), an amino acid, and seaweed (DY), which has
biostimulant properties, on the growth and development of fresh onion (Allium
cepa L.) plants. The study was carried out in an unheated glass greenhouse at Van
Yüzüncü Yıl University using a randomized block experimental design. Key growth
parameters such as plant height, root length, stem diameter, number of leaves,
total fresh and dry weight, and SPAD value were evaluated.
According to the experimental results,
the highest plant height (29.24 cm) was obtained in the PR2+DY1 (100 ppm
proline + 3 g/L seaweed) combination. This result demonstrates the synergistic
effect of the combination on growth compared to individual applications (p <
0.001). In terms of root length, the highest values were observed in the
PR1+DY2 (50 ppm proline + 5 g/L seaweed, 17.02 cm) treatment, indicating that
these compounds may promote root development. The highest increase in stem
diameter was recorded in the DY2 (5 g/L seaweed) treatment (5.40 mm).
Regarding total fresh weight, the
highest values were obtained in PR1+DY2 (172.67 g), while the lowest was found
in the control group (144.00 g). This finding suggests that proline, either
alone or in combination with seaweed, may enhance biomass accumulation. In
terms of dry weight, the highest value (22.91 g) was recorded in the PR2+DY1
treatment. For SPAD values, PR2+DY1 (69.53) provided the highest chlorophyll
content, but the differences in SPAD values were not statistically significant
(p = 0.1467).
This study indicates that proline and
seaweed applications have the potential to enhance yield in fresh onion
production. Particularly, the PR2+DY1 (100 ppm proline + 3 g/L seaweed)
combination resulted in the best growth and yield outcomes. However, it is suggested
that the optimal doses of these treatments should be determined, their
effectiveness under different environmental conditions should be tested, and
their long-term effects should be evaluated under producer conditions.