Terceme-i Meâricü'n-Nübüvve'de Türkçe Silah Adları ve Askerî Terimler


Özen Eratalay S.

Prof. Dr. Mustafa Özkan'a Armağan Kitabı, Doç. Dr. İsmail Taş, Editör, Babıali Kültür Yayıncılığı, İstanbul, ss.411-442, 2025

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Araştırma Kitabı
  • Basım Tarihi: 2025
  • Yayınevi: Babıali Kültür Yayıncılığı
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Sayfa Sayıları: ss.411-442
  • Editörler: Doç. Dr. İsmail Taş, Editör
  • Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Sözlükte hal, durum, davranış, yol, hareket, yürüme vb. anlamlara gelen siyer kelimesi terim olarak; Hz. Muhammed’in hayatını, ahlaki özelliklerini, mücadelelerini ve peygamberlik sürecini konu alan ilim dalıdır. Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden sonra Türk edebiyatında da önemli bir yere sahip olan siyer ilmiyle birlikte Hz. Muhammed’i anlatan farklı türlerde eserler (mevlid, hilye, naat, gazavatname, mucizatname vb.) ortaya çıkmış ve bunlar zamanla edebî bir yapıya bürünmüştür. Dinî ve ahlaki öğretiler veren bu eserlerin aynı zamanda edebî ve tarihî değeri bulunmaktadır. XVI. yüzyılın önemli isimlerinden biri olan Celâl-zâde Mustafa Çelebi’nin Terceme-i Meâricü’n-Nübüvve adlı eseri de bu eserler arasındadır. Kanûnî ve Yavuz Sultan Selim dönemlerinde devlet adamlığı yapmış olan Celâlzâde aynı zamanda ilimle uğraşmış ve önemli eserler kaleme almıştır. Eserlerinde diplomatik bir dil kullandığı için zaman zaman eleştirilmiştir. Celâl-zâde Terceme-i Meâricü’n-Nübüvve’nin bazı yerlerinde Arapça ve Farsça sözcüklerden hemen sonra o sözcüğün Türkçe biçimini kullanmıştır. Belki de bu tutumuyla O, Arapça ve Farsçaya karşı verilen mücadelenin farkında olduğunu göstermek istemiştir. Bu bağlamda da eskicil (arkaik) dil unsurlarından bazılarını özellikle ve çokça kullanmıştır. Eserdeki savaş terimlerinin ve silah adlarının çoğu yabancı kökenlidir. Ancak yazar kılıç, ok, yay, sanç- segirt- gibi tarihsel Türkçeye özgü dil unsurlarını da çokça kullanmıştır. Genellikle yabancı sözcükten hemen sonra verilen bu kullanımlar, klasik Osmanlı Türkçesi döneminde yabancı dillere karşı mücadele eden Türkçe için oldukça önemlidir. Çalışmada Eski Türkçeden beri kullanılan silah adları ve askerî terimlerden bazıları anlambilimsel olarak incelenmiştir. 

The word “siyer,” which in the dictionary means state, situation, behavior, path, movement, walking, etc., is a branch of knowledge that examines the life, moral characteristics, struggles, and prophetic process of the Prophet Muhammad. After the Turks embraced Islam, the science of “siyer,” which also holds a significant place in Turkish literature, emerged alongside works of various genres depicting the Prophet Muhammad (such as mawlid, hilye, naat, gazavatname, micizatname, etc.). These works, which offer religious and moral teachings, also possess literary and historical value. Among these works is “Terceme-i Meâricü’n-Nübüvve” by Celâl-zâde Mustafa Çelebi, a prominent figure in the 16th century. Celâl-zâde, who served as a statesman during the reigns of Süleyman the Magnificent and Yavuz Sultan Selim, also engaged in scholarship and wrote important works. He was occasionally criticized for his diplomatic language in his works. In some places in Celâl-zâde’s Terceme-i Meâricü’n-Nübüvve, he used the Turkish form of Arabic and Persian words immediately after them. Perhaps this stance demonstrated his awareness of the struggle against Arabic and Persian. In this context, he deliberately and extensively used some archaic linguistic elements. Most of the war terms and weapon names in the work are of foreign origin. However, the author also frequently used linguistic elements specific to historical Turkish, such as sword, arrow, bow, and sanç-segirt-. These uses, usually placed immediately after foreign words, were quite significant for the Turkish language, which struggled against foreign languages during the classical Ottoman Turkish period. This study analyzes the semantics of some weapon names and military terms used since Old Turkish.