LATİN AMERİKA 12. ULUSLARARASI BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR KONGRESİ, Habana, Küba, 1 - 03 Mayıs 2026, ss.1-9, (Tam Metin Bildiri)
Neotetis’in okyanus tabanı olarak bilinen Karadeniz; Batı Karadeniz
Baseni, Doğu Karadeniz Baseni ve Orta Karadeniz Sırtı gibi önemli tektonik
yapıları içerisinde barından ve aynı zamanda Moessian Platformu, Pontid
Orojenik Kuşağı ve Kafkas Bindirme Kuşağı gibi yapılarla çevrelenen bir
denizdir. Güneyde bulunan Kuzey Anadolu Fay Zonu gibi yıkıcı deprem üretemeyen
Karadeniz, genel olarak düşük depremsellik gösteren bir bölge olarak
nitelendirilmektedir. Bu kapsamda Karadeniz, Türkiye Deprem Tehlike Haritasına
(DD-1) göre düşük düzeyde deprem tehlikesine sahiptir. Bu çalışmada, Doğu
Karadeniz kıta sahanlığı boyunca özellikle 2000 yılından sonra meydana gelen ve
magnitüdleri M=3.0-5.5 arasında değişen depremlerin odak mekanizması
çözümleri ve aletsel dönem deprem kataloğu birlikte değerlendirilmeye
çalışılmıştır. Bu amaçla, güncel magnitüd-sayı-zaman analizleri ile Doğu
Karadeniz Baseni ve civarının deprem potansiyeli ortaya konulmaya
çalışılmıştır.
Doğu Karadeniz kıta sahanlığı boyunca 2000 yılından sonra meydana gelmiş
depremlere (M≥3.0) ait parametreler ilk olarak GCMT, USGS ve AFAD gibi
uluslararası enstitülerin veri tabanlarından araştırılmıştır. Daha sonra, AFAD
deprem istasyonları tarafından kayıt edilmiş ve sayısal verisi bulunabilen
depremlerin odak mekanizması çözümleri bu çalışma kapsamında hesaplanmıştır.
Elde edilen sonuçlara göre, Gürcistan civarında doğrultu atımlı fay mekanizması
gözlemlenmişken, Türkiye boyunca oblik atımlı normal fay ve/veya ters fay
mekanizmaları gözlenmiştir. Diğer taraftan, deprem kataloğu değerlendirmesi
için, 21 Ekim 1905-31 Aralık 2025 tarihleri arasında yaklaşık 120.19 yıllık
süreçte, 34°D-43°D boylamları ile 40°K-44°K enlemleri
arasında moment magnitüdleri 0.8£Mw£7.2
arasında değişen 20.462 deprem analiz edilmiştir. 2000 yılına kadar önemli bir
artışın olmadığı, fakat deprem kayıt istasyon sayısının artmasına da paralel
olarak 2000 yılından sonra deprem sayısında gözlenen artışın özellikle
2010-2020 yılları arasında maksimuma ulaştığı ancak 2020 yılından sonra
göreceli olarak azaldığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, Doğu Karadeniz Baseninin
sismotektonik açıdan değerlendirilmesi hem bölgesel deprem aktivitesi ve deprem
oluşum karakteristikleri hem de bölgesel tektonizma ile ilişkili olarak önemli
bilgiler sağlamıştır.