Retrospective evaluation of our percutaneous biopsy results of renal masses


Dündar İ. , Durmaz F. , Özkaçmaz S. , Kankılıç N. A. , Gül A., Özgökçe M.

Yeni Üroloji Dergisi, vol.16, no.2, pp.131-139, 2021 (Refereed Journals of Other Institutions)

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 16 Issue: 2
  • Publication Date: 2021
  • Doi Number: 10.33719/yud.2021;16-2-818890
  • Title of Journal : Yeni Üroloji Dergisi
  • Page Numbers: pp.131-139

Abstract

Objective: In this study, we aim to present the retrospective results of percutaneous biopsies performed on solid kidney lesions in our clinic with the literature.

Material and Methods: In this retrospective descriptive study approved by the ethics committee in our center, the demographic features and histopathological results of 57 patients who had a solid mass in the kidney between 2017-2020 and underwent ultrasonography-guided percutaneous kidney biopsy in our interventional radiology clinic were analyzed from the hospital database. Patients without pathology results were excluded from the study.

Results: Our patients consisted of 35 men (61,4%) and 23 women (38,6%). The average age was 59.02±15.33(6-94). We had 1 child and 56 adult patients. 29 of the kidney lesions were located in the left kidney(50,9%) and 28 were located in the right kidney(49,1%). In 44 patients(77.2%) who had malignant pathology; the results were 41 renal cell carcinoma(93.2%), 2 lung squamous cell carcinoma metastasis(4.5%), and 1 primary metastatic pleomorphic adenoma of the salivary gland(2.3%). In a total of 13 patients(22.8%) whose pathology results were benign; the results were 5 oncocytomas(38.5%), 5 angiomyolipoma(38.5%), 2 chronic pyelonephritis(15.4%) and 1 metanephric adenoma(7.6%). Renal cell carcinoma rate was 71.9% among all lesions.

Conclusion: Radiological methods may not provide sufficient diagnostic data in the differential diagnosis of solid renal masses. In our study, the rates of benign lesions as a result of the percutaneous biopsy were higher compared to the literature. Therefore, we believe that it is remarkable in terms of the importance of preoperative biopsy in solid lesions.

Amaç: Bu çalışmada kliniğimizde solid böbrek lezyonlarına yapılan perkütan biyopsilerinin retrospektif sonuçlarını literatür eşliğinde sunmayı amaçlıyoruz.

Gereç ve Yöntemler: Kendi merkezimizde etik kurulunca onaylanan bu retrospektif tanımlayıcı çalışmada 2017-2020 yılları arasında böbrekte solid kitle tespit edilen ve girişimsel radyoloji kliniğimizde ultrasonografi eşliğinde perkütan böbrek biyopsisi yaptığımız 57 hastanın demografik özellikleri ve histopatolojik sonuçları hastane veri tabanından taranarak elde edilen sonuçlar incelendi. Patoloji sonucu olmayan hastalar çalışma dışı bırakıldı.

Bulgular: Hastalarımız 35 erkek (%61,4) ve 22 kadından (%38,6) oluşmaktaydı. Yaş ortalaması 59,02±15,33 (6-94) idi. 1 çocuk ve 56 erişkin hastamız mevcuttu. Böbrek lezyonlarının 29’u sol böbrek (%50,9), 28’i sağ böbrek (%49,1) yerleşimli idi. Patoloji sonuçları malign olan toplam 44 hastada (%77,2); 41 renal hücreli karsinom (%93,2), 2 akciğer skuamöz hücreli karsinom metastazı (%4,5) ve 1 primeri bilinen tükrük bezinin metastaz yapan pleomorfik adenomu (%2,3) ve sonucu benign olan toplam 13 hastada (%22,8) ise; 5 onkositom (%38,5), 5 anjiomyolipom (%38,5), 2 kronik piyelonefrit (%15,4) ve 1 metanefrik adenom (%7,6) olarak elde edildi. Tüm lezyonlar içerisinde renal hücreli karsinom oranı %71,9 olarak bulundu.

Sonuç: Tıbbi görüntülemedeki son gelişmelere rağmen solid renal kitlelerin ayırıcı tanısında radyolojik yöntemler yeterli tanısal veri sağlamayabilir. Perkütan biyosi sonucunda literatüre kıyasla benign lezyon oranlarının çalışmamızda yüksek olması solid lezyonlarda cerrahi öncesi biyopsinin önemi açısından dikkat çekici olduğunu düşünüyoruz. Ülkemizde geleceğe dönük doğru yaklaşım geliştirebilmemize yardımcı olabilecek çok merkezli ve prospektif çalışmalara ihtiyaç olacağı kanaatindeyiz.