Türk ve Komor Edebiyatlarında Öykü Anlatıcılar ile Ağıtlar


Creative Commons License

Solmaz M.

E-TURKİSH STUDİES (ELEKTRONİK), cilt.13, ss.649-664, 2018 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Cilt numarası: 13 Konu: 20
  • Basım Tarihi: 2018
  • Dergi Adı: E-TURKİSH STUDİES (ELEKTRONİK)
  • Sayfa Sayıları: ss.649-664

Özet

ÖZET

İnsanın konuşmaya başlamasıyla birlikte ortaya çıkan sözlü edebiyat; kaynağını bir milletin geçmişindeki, acısından, sevincinden, sevgisinden, kültüründen, yaşam biçiminden, geleneklerinden alan bir yapı olduğu için sözcüklerin önemli bir anlamı ve gücü vardır. Öykü anlatıcıları bu gücü anlatılarında kullanmışlar ve insanları etkilemişlerdir. Toplumların geçmişinden gelen masal, atasözü, destan, efsane, türkü, ağıt, mani gibi kültür mirası olan bilgiler gelecek kuşaklar için bir hazine değerindedir. Anlatıcılar; bu değerli bilgileri aktarırken bireyler arasında sıcak bir ilişki kurulmasına katkıda bulunurlar. İnsanoğlu yaşamı boyunca, çevresinde olan olaylardan etkilenmiş, bunun sonucunu farklı biçimlerde dile getirmiştir. Bireyi ve toplumları en çok etkileyen ise ölüm karşısındaki acizliği olmuştur. Bu yüzden; ölenin arkasından, ağıt dediğimiz, onun yokluğuna karşı duyulan hüznü, onun iyiliklerini, mertliğini, yiğitliğini, ona duyulan özlemi dile getirmek için duygu yüklü şiirler söyleme ihtiyacı hissetmiştir. Sözlü edebiyat ürünlerinden ağıtlarda, kesinlik ve kararlılık olmasına rağmen, çoğu kez mantık düzeni yoktur. Çünkü duygular daima ön plandadır ve dinleyicinin bakış açısında o anki ruh hali, yaşı, eğitimi ve cinsiyeti önemlidir. Bu yüzden; içlerinde türkü, destan, şiir, tiyatro gibi edebiyatın diğer ürünlerinden izler barındırır. Ağıtlarda konu çeşitliliği fazla olmasına rağmen, ana tema ölümdür. Yaşam ile ölüm her zaman iç içe olduğundan, öyküler ve ağıtlar insanın ayrılmaz birer parçası gibidirler. Bu çalışmada, Türk ve Komor sözlü edebiyatlarındaki öykü anlatıcılar ile ağıtlar ele alınacaktır.

Anahtar Kelimeler: Türk, komor, sözlü edebiyat, hikâye anlatıcılar, ağıt

ABSTRACT

Oral literature emerged when human beings started to speak, and because it stems from the grief, joy, love, culture, lifestyle and traditions of a nation, its words have significant meaning and power. Storytellers influence people using this power in their narratives. The cultural heritage of societies in the forms of tales, proverbs, epics, folk songs, dirges, mani (anonymous, rhythmic quatrains or short poems with seven lines sung to express specific feelings such as love, longing, homesickness, etc., in Turkish literature) are considered treasures by the generations that inherit them. While conveying these valuable information sources, storytellers contribute to the establishment of friendly and warm relationships. Human beings are influenced by the events around them throughout their lives and express them and their consequences in different ways. The thing that affects individuals and societies the most is, perhaps, human beings’ sense of helplessness in the face of death. Therefore, people have felt the need for dirges, poems full of intense emotions that describe dead people’s benevolence, bravery, valor or the grief and longing people feel for them. Although there is certainty and determination in dirges, which are products of oral literature, they often lack logical order because they emphasize emotions, and listeners’ emotional states, ages, education and gender shape their perspectives. Dirges, in addition, have traces of other literary products such as folk songs, epics, poetry and theatre. There is a diversity of subjects in dirges; however, their main theme is death. Since life and death are always interrelated, stories and laments are like inseparable parts of humans. This study will discuss storytellers and dirges in Turkish and Comorian oral literature.

Keywords: Turkish, comor, oral literature, storytellers, elegy