Yapay Zekânın Sosyolojik Gözü-Hukukun Yeni Sınırları


Görentaş M. B.

Diğer, ss.18-23, 2026

  • Yayın Türü: Diğer Yayınlar / Diğer
  • Basım Tarihi: 2026
  • Sayfa Sayıları: ss.18-23
  • Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Bu makale, yapay zekâ temelli büyük dil modellerinin yalnızca teknik sistemler olarak değil, toplumsal davranışları, kolektif duygu durumlarını ve sosyal eğilimleri görünür kılan yeni bir dijital gözlem rejimi olarak nasıl işlediğini incelemektedir. Çalışma, Anthropic tarafından geliştirilen ve kullanıcı–yapay zekâ etkileşimlerini anonimleştirerek analiz eden Clio sistemi örneği üzerinden, yapay zekânın sosyolojik bir araç hâline gelmesinin hukuk düzenleri bakımından doğurduğu sonuçları tartışmaktadır.

Makalenin temel amacı; anonimlik, çıkarımsal veri, rıza, kitlesel profilleme ve panoptikon etkisi gibi kavramların, mevcut veri koruma ve bilişim hukuku çerçeveleri içinde artık yeterli açıklayıcılığa sahip olup olmadığını sorgulamaktır. Bu bağlamda çalışma, anonimleştirilmiş verilerden türetilen davranışsal örüntülerin bireysel mahremiyetle olan ilişkisini, klasik “kişisel veri–anonim veri” ayrımının ötesine taşıyarak ele almaktadır.

Makale, GDPR ve KVKK başta olmak üzere pozitif hukuk normlarını eleştirel bir perspektifle değerlendirirken, özellikle rıza mekanizmalarının toplumsal analiz ve kolektif profilleme pratikleri karşısında ne ölçüde “aydınlatılmış” sayılabileceğini tartışmaktadır. Ayrıca, bireyleri tekil olarak hedeflemese bile demografik gruplar üzerinden kurulan kitlesel profillemenin, ifade özgürlüğü ve düşünce özerkliği üzerinde dolaylı fakat derin etkiler yarattığı ileri sürülmektedir.

Sonuç olarak çalışma, yapay zekâ destekli analiz sistemlerinin, hukukun yalnızca bireysel veri ihlallerine odaklanan klasik koruma yaklaşımını aşmasını zorunlu kıldığını savunmakta; dijital gözetimin yarattığı panoptikon etkisine karşı, bireysel olduğu kadar toplumsal düzeyde koruma sağlayan yeni normatif çerçevelere duyulan ihtiyacı ortaya koymaktadır.

This article examines how large language models based on artificial intelligence function not merely as technical systems, but as a new digital observation regime that renders social behaviors, collective emotional states, and societal tendencies visible. Focusing on the case of Clio, a system developed by Anthropic that analyzes anonymized user–AI interactions, the study discusses the legal implications of artificial intelligence becoming a sociological instrument.

The primary objective of the article is to question whether concepts such as anonymity, inferential data, consent, mass profiling, and the panopticon effect still possess sufficient explanatory power within existing data protection and information law frameworks. In this context, the study moves beyond the classical dichotomy of “personal data versus anonymous data” by examining the relationship between individual privacy and behavioral patterns derived from anonymized datasets.

Adopting a critical perspective, the article evaluates positive law norms—particularly the GDPR and the Turkish Data Protection Law (KVKK)—and interrogates the extent to which current consent mechanisms can be considered genuinely “informed” when data are used for societal analysis and collective profiling practices. It further argues that mass profiling conducted through demographic groupings, even without targeting individuals directly, produces indirect yet profound effects on freedom of expression and cognitive autonomy.

In conclusion, the study contends that AI-driven analytical systems necessitate a departure from the law’s traditional focus on individual data violations alone. It highlights the need for new normative frameworks capable of providing protection at both the individual and societal levels in response to the panopticon effect generated by contemporary forms of digital surveillance.