Tarihi Dokunun Yeniden Üretimi Mümkün Mü? Antakya Uzun Çarşı’nın Deprem Sonrası Yeniden İnşasında Otantiklik Tartışması


Creative Commons License

Kalak M., Duman Gültepe Ş.

Mimarlık, Planlama ve Tasarım Alanında Güncel Akademik Çalışmalar - I, Murat DAL, Editör, Bidge Yayınları, Ankara, ss.116-142, 2026

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Mesleki Kitap
  • Basım Tarihi: 2026
  • Yayınevi: Bidge Yayınları
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Sayfa Sayıları: ss.116-142
  • Editörler: Murat DAL, Editör
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Antakya, antik çağlardan günümüze kadar kesintisiz yerleşime sahne olmuş, çok katmanlı kültürel yapısı, ticari sürekliliği ve özgün mekânsal örgütlenmesiyle Anadolu'nun önemli tarihi kentlerinden biridir. Bu yapının temel bileşenlerinden biri olan Uzun Çarşı, yalnızca bir ticaret alanı değil, aynı zamanda kentsel belleğin, sosyal ilişkilerin ve gündelik yaşam pratiklerinin üretildiği yaşayan bir kültürel miras alanıdır. Ancak 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri sonrasında çarşı ve çevresindeki tarihi yapı dokusu büyük ölçüde yıkılmış; fiziksel kayıpların yanı sıra mekânsal süreklilik ve kültürel bellekte de önemli kırılmalar meydana gelmiştir. Deprem sonrasında başlatılan rekonstrüksiyon çalışmaları, tarihi çevrelerin yeniden inşasında otantiklik, özgünlük ve mekânsal bellek kavramlarını yeniden tartışmaya açmıştır. Bu çalışma, Uzun Çarşı'da yürütülen rekonstrüksiyon uygulamalarını koruma kuramı çerçevesinde değerlendirerek, fiziksel yeniden yapımın tarihi çevrenin kültürel ve mekânsal sürekliliğini ne ölçüde yeniden üretebildiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, nitel durum çalışması yöntemiyle yürütülmüş; Venedik Tüzüğü, Nara Özgünlük Belgesi ve Burra Tüzüğü başta olmak üzere ulusal ve uluslararası koruma ilkeleri kavramsal çerçeve olarak ele alınmıştır. Veri toplama sürecinde literatür ve belge incelemesi, deprem öncesi rölöve ve haritalar ile güncel uygulama projelerinin karşılaştırılması, saha gözlemleri ve fotoğraf belgeleri birlikte değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, yalnızca yapıların fiziksel olarak yeniden inşa edilmesinin tarihi çevrenin özgün kimliğini ve "yerin ruhu"nu yeniden üretmek için yeterli olmadığını göstermektedir. Tarihi çevrelerin korunmasında sokak dokusu, kullanım biçimleri, sosyal ilişkiler ve kültürel bellek gibi somut olmayan değerlerin de koruma sürecine dâhil edilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak çalışma, afet sonrası rekonstrüksiyon uygulamalarında fiziksel müdahalelerin ötesine geçen, çok katmanlı ve bağlamsal bir koruma yaklaşımının gerekliliğini ortaya koymaktadır.