A Dıfferent Perspectıve On Values Education


Creative Commons License

Gözütok Ş.

Turkish Academic Research Review,, vol.6, no.2, pp.629-660, 2021 (International Refereed University Journal)

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 6 Issue: 2
  • Publication Date: 2021
  • Doi Number: 10.30622/tarr:943398
  • Title of Journal : Turkish Academic Research Review,
  • Page Numbers: pp.629-660

Abstract

Western culture is shaped by Greek philosophy, Christian belief and Roman law, and in this context, Western values are also the product of this culture. However, the French Revolution constitutes the breaking point of Western culture and, accordingly, its values. With the French Revolution, both the feudal structure and the religious understanding originating from the church were pushed to the background. Now the dogma of God has been replaced by man. With the Renaissance, a thought in which individualism came to the fore prevailed. Accordingly, the values of the individual have become more important than the values of the society. For this reason, Western values have become the values that individuals are valued. David Hume's statement "It is not unreasonable to prefer the destruction of the whole world to scratching my finger" is interesting in terms of showing the point reached by individualism in this period. The efforts of Rousseau and Hegel to bring together individual values with the society draw attention. After taking science as a basis, the values determined by positive understanding started to come to the fore. Parallel to this, the secular value judgment abstracted from religious values was taken as a basis. We should also say that these values evolved with Machiavelli to strengthen democracy. As it is known, the concept of values has been borrowed from the science of economics. Although the concepts that were mentioned especially at the beginning of the twentieth century attracted attention after the 1960s, they received the necessary attention after the 1990s. Because the moral collapse in every field in Western societies has made it necessary to reconsider. In Muslim countries with a very different structure, the transfer of Western values and their education causes some problems. Because it is very difficult for Islamic values nurtured by religion to be compatible with secular values. The values of every society are the product of its culture that has been shaped over the years.

Batı kültürünü Yunan felsefesi, Hıristiyan inancı ve Roma hukuku şekillendirir, bu münasebetle Batı değerleri de bu kültürün ürünüdür. Ancak Batı kültürünün ve buna bağlı olarak değerlerinin kırılma noktasını Fransız Devrimi oluşturmaktadır. Fransız Devrimi ile birlikte hem feodal yapı hem de kilise kaynaklı dinî anlayış geri plana itilmiştir. Artık Tanrı dogmalarının yerini insan almıştır. Rönesansla birlikte ferdiyetçiliğin öne çıktığı bir düşünce hakim olmuştur. Buna göre, toplumun değerlerinden çok ferdin değerleri önem kazanmıştır. Bu sebeple Batı değerleri, artık ferdin kıymet kazandığı değerler olmuştur. David Hume’un “Bütün dünyanın yıkılmasını parmağımın çizilip sıyrılmasına tercih etmek akla aykırı değildir” sözü bu dönemde ferdiyetçiliğin vardığı noktayı göstermesi bakımından ilginçtir. Rousseau ve Hegel’in ferdi değerlerini toplum ile buluşturma çabaları dikkat çekmektedir. Bilimin esas alınmasından sonra daha çok pozitif anlayışın belirlediği değerler öne çıkmaya başlamıştır. Buna paralel olarak dinî değerlerden soyutlanmış seküler değer yargısı esas alınmıştır. Ayrıca bu değerlerin Machiavelli  ile birlikte demokrasiyi güçlendirmek amacına evrildiğini söylemeliyiz. Bilindiği gibi değerler kavramı, iktisat ilminden ödünç alınmıştır. Özellikle yirminci yüzyılın başlarında dile getirilen kavramlar, 1960’lardan sonra dikkat çekmişse de, esas olarak 1990’lı yıllardan sonra gereken ilgiyi görmüştür. Zira Batı toplumlarındaki her alandaki ahlâkî çöküntü değerleri yeniden ele almayı gerekli kılmıştır. Çok farklı bir yapıda olan Müslüman ülkelerde Batı değerlerinin olduğu gibi aktarılıp eğitiminin yapılması, bazı sorunlara sebep olmaktadır. Çünkü dinin beslediği İslamî değerlerin seküler değerler ile bağdaşması çok zordur. Her toplumun değerleri, onun yıllarca şekillenmiş kültürünün ürünüdür.