BELGİ DERGİSİ, sa.31, ss.223-244, 2026 (TRDizin)
1933 yılında, Şarkî Türkistan’daki Uygur ve diğer Türk-Müslüman
halkların Çin yönetimine karşı bağımsızlık mücadelesi sonucunda Şarkî Türkistan İslam Cumhuriyeti kuruldu.
Şarkî Türkistan tarihi açısından, modern anlamda bağımsızlık düşüncesinin ilk
kez somut bir siyasi örgütlenme ve devletleşme girişimiyle hayat bulduğu dönem
olması bakımından son derece önemli bir deneyim teşkil etmektedir. Kaşgar merkezli olarak kurulan Şarkî
Türkistan İslam Cumhuriyeti, adında İslam
vurgusu taşımasına karşın, yönetim anlayışında hem Ceditçi modernleşme
eğilimlerinin hem de millî kimlik arayışlarının etkileri hissedilmekteydi.
Devletin kuruluş sürecinde İslamî ve Türk kimliği öne çıkarılarak halk arasında
bir dayanışma zemini oluşturulmaya çalışıldı. Ancak, kuruluşundan kısa bir süre sonra Çin’in
bölgedeki stratejik çıkarları ve Sovyet Rusya’nın müdahaleci politikalarıyla karşılaşan
devletin ömrü çok kısa oldu. Şarkî Türkistan Hükümeti, başta Türkiye olmak
üzere siyasi, ekonomik ve askerî alanlarda destek arayışına girdi. Etnik ve
kültürel bağlar göz önüne alındığında, bu devletin Türkiye ile yakın ilişkiler
geliştirme potansiyeli bulunmaktaydı. Ancak Türkiye, dönemin uluslararası
dengeleri ve özellikle Sovyet Rusya ile olan hassas ilişkileri nedeniyle ihtiyatlı
bir politika benimsedi. Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren laik bir devlet
yapısını benimseyen Türkiye açısından, bir devlet isminde İslam ibaresinin yer alması, diplomatik açıdan dikkatle
değerlendirilmesi gereken bir unsurdu. Bu durum, Türkiye’nin ideolojik ve diplomatik
kaygılarını gözeterek Şarkî Türkistan İslam Cumhuriyeti’ne doğrudan siyasi ve
askerî destek vermekten kaçınmasına yol açtı. Dolayısıyla Ankara, Şarkî
Türkistan’daki gelişmeleri yakından takip etmekle birlikte, uluslararası
ilişkilerdeki önceliklerini ve kendi modernleşme vizyonunu korumak adına
bölgeye yönelik resmî politikada ihtiyatlı bir tutum sergiledi. Bu çalışmada, Şarkî
Türkistan İslam Cumhuriyeti’nin kuruluş süreci ile ana dinamikleri, Türkiye’nin
Cumhuriyet sonrası dış politika öncelikleri ve ideolojik tercihleri çerçevesinde
irdelenmektedir.