“Ayna Nöronlar ve Onların Zihin Felsefesindeki Yansımaları Üzerine Bir İnceleme”


Creative Commons License

Eyim A.

15. Uluslararası Güncel Araştırmalarla Sosyal Bilimler Kongresi, İstanbul, Turkey, 21 - 23 May 2022, vol.4, pp.1355-1362

  • Publication Type: Conference Paper / Full Text
  • Volume: 4
  • City: İstanbul
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.1355-1362
  • Van Yüzüncü Yıl University Affiliated: Yes

Abstract

In this study, mirror neurons, which is considered as one of the most important discoveries of the 20th century, and the importance of their discovery will be discussed in terms of philosophy of mind. Mirror neurons, discovered at the University of Parma in 1990, were groundbreaking for physicalist approaches that established their philosophical approach to the relationship between consciousness and the brain. The discovery of mirror neurons is a development that changed the way we view many things besides the human brain. As a result, this discovery has changed both our view of the human brain and the focus of discussions on the consciousness-brain relationship. Mirror neurons offer solutions to important problems in the philosophy of mind when considered as the elements that produce the mechanism underlying human socialization, understanding other individuals, empathy, perception, intuition and speaking ability. In other words, mirror neurons, which are described as neurons that fire similarly when a living thing performs a certain action (behavior) and observes another person performing such an action, are considered to be the source of human empathy.

Bu çalışmada 20. Yüzyılın en önemli keşiflerinden birisi sayılan ayna nöronlar ve onların keşfinin zihin felsefesi açısından önemine değinilecektir. 1990 yılında Parma üniversitesinde keşfedilen ayna nöronlar, bilinç- beyin arasındaki ilişki üzerine felsefi yaklaşımlarını kurmuş olan fizikalist yaklaşımlar için, çığır açıcı olmuştur. Ayna nöronların keşfi, insan beyninin yanı sıra birçok şeye bakışımızın değişmesine yol açan bir gelişmedir. Sonuçları itibariyle bu keşif, hem insan beynine bakışımızı hem de bilinç- beyin ilişkisi üzerine yapılan tartışmaların odağının değişmesine yol açmıştır. İnsanın toplumsallaşma, diğer bireyleri anlama, duygudaşlık, algı, sezgi ve konuşma yeteneğinin altındaki mekanizma üreten ögeler olarak ele alındığında ayna nöronlar, zihin felsefesindeki önemli sorunlara çözüm olanağı sunar. Başka bir ifadeyle, bir canlının hem belirli bir eylemi (davranışı) gerçekleştirdiğinde hem de bu türden bir eylemi gerçekleştiren başka birini gözlemlediğinde benzer biçimde ateşlenen nöronlar olarak nitelendirilen Ayna nöronları, insandaki duygudaşlık yeteneğinin kaynağı olarak kabul edilmektedir.